17 Ocak 2011

rüya görenler ve görmeyenler...


Rüya görmeyenler ya da gördüğünü hatırlamayanlar daha sağlıklı mı olurlar? İşte, bunun üzerine bir “biyoloji teorisi” açıklamam var...

Başlıyorum:

Herkes rüya görür ama kimisi sabah olunca hatırlamaz.” diyenleri duymuşsunuzdur.

Eğer durum gerçekten böyleyse ben, şu “Sabah uyanınca hatırlamayanlar” sınıfına giriyorum :) çünkü hayatım boyunca bir iki tanesinin dışında hemen hemen hiç rüya gördüğümü hatırlamıyorum.

[ ki son gördüğüm rüyadan tek aklımda kalan şey “a şıkkı, bir sevgi dili Finlandiya” cümlesi olduğu için hatırlamamak daha iyi olur diye düşünüyorum :) ]

Evet, konu rüyalar olduğuna göre insan psikolojisi, bilinç, uyku durumu ve beyin faaliyetleri vs. gibi konular da haliyle ilk anda akla gelen şeyler oluyor. (ve bir de tabii ki insan kendi durumunu merak edip buna göre okuduklarını yorumlayarak çeşitli teoriler de üretebiliyor)

Bundan bahsetmemin sebebi son okuduğum kitaptaki bir yazı.
[Werner Bartens - Das neu lexikon der Medizin-Irrtümer/schlaf (190)]

Bu yazıya göre; yapılan araştırmalarda (uyurken kaydedilen beyin aktivitelerinin değerlendirilmesine göre), gece uyku durumuna geçip de sabah uyanıncaya kadar derin uykuya dalanların daha az rüya gördükleri (ya da hiç rüya görmediğini söylediği) tespit edilmiş...

Yani buna göre;
Eğer gece yatıp da iki de bir sağa sola dönüp en ufak seslere kulak kabartıp uyuyup uyanıp (kırk kere gözünü açıp kapayıp) sabaha kadar zor uyuyanlardansanız nihayet uykuya daldığınızda rüya görüyorsunuz...

Yok eğer yatar yatmaz (ya da az bir süre sonra) uykuya dalıp da taaa sabah oluncaya kadar hiçbir şeyi duymadan uyuyanlardansanız işte o zaman hemen hemen hiç rüya görmüyormuşsunuz... (daha doğrusu gördüğünüz rüyayı hatırlamıyormuşsunuz)

Uyku durumuna geçilince vücudun çalışma hızı yavaşlıyor ve bu da insanın fiziki olarak dinlenip yeni güne hazırlanmasını sağlıyor.

Bir yandan da yaşadığımız gün içerisinde edindiğimiz tüm bilgiler ve duygu durumumuzu etkileyen şeyler de beyin tarafından düzenleniyor. (olumsuzlar silinir, yararlılar bir kenara kaldırılıp yerleştirilir, bilinçaltı yeniden düzenlenir vs. gibi)

Demek ki uykudayken vücudun dinlenmesi ve beynin bütün duygu ve düşünce sistemini düzenlemesi gerçekleştiğine göre “uykumuz ne kadar kaliteli olursa” bunlar da o kadar iyi bir şekilde yerine getirilip bir sonraki güne daha iyi başlamamız sağlanıyor.

Uyku durumu sabaha kadar sorunlarla boğuşup onu bunu düşünüp bir şekilde bir şeyler yüzünden bölünüp duruyorsa – yani kesintisiz ve sağlam, derin bir uyku değilse – bunun tam tersi bir durum söz konusu oluyor. Bu durumu “Vücudumuz tam dinlenememiş, beyin kendini tam anlamıyla düzenleyememiş ya da yapacağı işleri eksik yapmış.” diye de yorumlayabiliriz.

Ki hepimiz iyi bir sağlığın iyi bir uykudan geçtiğini biliriz...

Peki öyleyse bütün bunları birleştirip nasıl bir teori üretebiliriz?

İşte, o da bizi; benim aklıma gelen ve bu yazıyı yazmama sebep olan “Biyoloji teorisi”ni düşünmeye yönlendiriyor: Hiç rüya görmeyenler (ya da görmediğini düşünenler) hemen hemen her gün, dün gece gördüğü farklı bir rüyayı anlatanlara göre fiziken daha sağlıklı olmalılar.

Ufak tefek de olsa herkesin bir iki sağlık problemi vardır ama her gün rüya gören insanların hiç rüya görmeyenlere göre daha fazla sağlık sorunu olduğunu düşünmek yukarıda anlattıklarımı yorumlayınca bana mantıklı geldi.

Çünkü;

her gün yeni bir rüya gördüğünü söyleyen ve bu rüyasını hatırlayıp anlatan kişiler demek ki çok sık rüya görüyorlar, çok sık rüya görenlerin ise gece iyi bir uyku kalitesine sahip olmadıkları, uykularının hafif olduğu, bu yüzden derin uykuya dalamadıklarını da belirtmiştim...

Kaliteli bir uykuya sahip olamayanların derin uykuya dalamadıkları için fiziken ve beynen daha iyi dinlenemedikleri de söylenebilir...

Fiziken ve beynen iyi dinlenemeyen insanların da daha az sağlıklı olduğunu düşünmek doğal olarak bütün bu mantık sırasının son adımı oluyor.

Not: Yalnız fazla uyumayla iyi uyuma arasındaki farkı göz önünde bulundurmanızda fayda var çünkü fazla uyuma kaliteli uyku ve dinlenme anlamına gelmiyor.

Kaliforniya Üniversitesi’nden Prof. Daniel Kripke’nin yaptığı araştırmaya göre (altı yıl süren ve yaklaşık bir milyon insanı kapsayan bir araştırma); “günde dört saatten az uyuyanlar” ile “sekiz saatten fazla uyuyanlar”ın oluşturduğu grup içindeki ölüm oranı diğer insanlardan daha fazlaymış...

Not 2: Bir de daha önceki bir yazımda alıntı yaparak rüyalar hakkında şöyle (üç şeye yarar rüyalar) diye bir şey daha yazmıştım.