21 Şubat 2011

Micmacs [film]

Klasik Fransız romanlarındaki ince işçiliğin, ayrıntılarla süslü bir filmin senaryosunda yer alması ve ortaya çıkan filmin de kaliteli olması nadiren karşılaşılan bir durum...

Benim için buna en iyi örnek Amelie filmiydi ama şimdi bir de Micmac eklendi.. Gerçekten güzel bir film...

Biraz tiyatro etkisi, biraz gösteri, biraz macera ve biraz da karışık planlarla işli güzel sahneler...

Film en başından seyirciyi sarıyor ve bitene kadar hiç sıkmıyor... Her şey yerli yerinde hatta fazlasıyla sıralı ve net... Öyle ki filmin gidişatı ve bütünü bir bulmacanın parçaları gibi sırayla yerine oturdukça "lego" mantığına uygun küçük parçalar birbiriyle birleşip bütün hikâyeyi tamamlıyor...

Tamam, tabii ki gerçeklerle tam olarak uyuşması mümkün değil ama sonuçta bir hayal ürününün peşine takılıp kendinizi o mantığa bırakıveriyorsunuz...

Gelelim filme;

Babası bir mayın yüzünden ölen çocuk büyür, aradan 30 yıl geçer ve kendisi de bir kaza kurşununa hedef olur.

Hayatı tesadüfen kurtulan adam bütün bunlar yüzünden evini, eşyalarını ve işini kaybedince sokaklarda yatıp kalkmaya başlar...

Yine kendisi gibi evi barkı olmayan yaşlı bir adam bunu himayesine alıp arkadaşlarıyla tanıştırır... Hep birlikte hurdalıktaki bir yerde yaşamaya başlarlar.

Diğer insanlar da bir şekilde hayatın dışına itilmiş evsiz barksız tiplerdir ama hepsi de iyi insanlardır...

Bizim kahraman, arkadaşlarıyla birlikte şehrin çöplerini karıştırmaya başlayıp hurda işine girmiş ve diğerleriyle kaynaşmıştır ama aklındaki intikam planını da unutmamıştır; babasının ölümüne kendisinin yaralanmasına sebep olan silah tüccarlarıyla savaşacaktır.

Bu savaş, yavaş yavaş devreye sokulan çetrefilli planlarla iki büyük silah tüccarını birbirine düşman edip kendi kendilerine zarar vermeyi amaçlamaktadır....

Bu ince planlarının her aşamasında da hurdalıktaki dostları benzersiz yetenek ve becerileriyle adamımıza yardımcı olacaktır...

Sonuç olarak;

Eğlenceli macera denilen bir şey varsa ve bir de zekice ayrıntılarla süslenip bütün bunlar bir filme yedirilince ortay çıkan şey hem sanatsal hem de sosyal içeriğiyle seyirciye bir şeyler verebiliyorsa, bir filmden daha ne istenebilir ki?

Bir iki açık sahnesi yüzünden çocuklarla birlikte izlenemeyecek olsa da filmi sinemaseverlere tavsiye ediyorum. Çok büyük bir sinema eseri değil ama seyredilince pişman olunacak, sıkıcı bir film de değil.

Hele hele o silah fabrikasındaki patlama sahnesinin “görmeye alışık olmadığımız ayrıntılarını” ve güvenlik görevlisinin sevişen aşıkları seyrettiği zamanki halini kaçırmayın :) ...