07 Şubat 2011

Mr. Nobody (Bay Hiçkimse) [film]

Mükemmel! Mükemmel! Mükemmel!

Bu film için söyleyecek başka bir şey bulamıyorum.

Aslında hiçbir şey yazmadan sadece 100 kere arka arkaya mükemmel yazıp konuyu bitirmek lazım ama insan böyle bir film için bir iki laf etmeden de duramıyor.

Her sahnesi en ince ayrıntısına kadar düşünülüp büyük bir özenle işlenmiş filmin gerçekten mükemmel bir senaryosu var ve bu senaryoyu çok zekice düşünülmüş bir kurguyla verdikleri için film resmen bir sanat eseri olmuş...

(Bir ileri bir geri gittiği gibi bazen aynı zaman diliminde yanlara da hareket ettiği için çok acayip bir kurgusu olduğunu ve sadece bu özelliği çok iyi yansıtabilmesiyle bile kurgu üzerine bir sanat eseri sayılabileceğini söyleyebilirim.)


Öncelikle şunu belirtmekte fayda var; Filmde anlatılmaya çalışılan konunun sadeleştirilerek (karışıklığın, seyircinin anlayabileceği seviyeye çekilebilmesi için) basitleştirilmesine ve birçok şeyin de anlatılıp açıklanmasına karşın yine de çoğu kimseye film çok karışık gelecektir.

Bu yüzden, 20 yaş altındakilerin “kelebek etkisi”, “kuantum ve kaos“paralel evrenler” teorilerini, “olasılık, kombinasyon, permütasyon vs.” gibi bir iki temel kavramı şöyle bir üstten de olsa bilmelerinde fayda var.

Bunları hayatınızda ilk kez duyuyorsanız ve anlamlarını hiç bilmiyorsanız bu filmi anlamanız da zor olacaktır ya da anlasanız da çok karışık bulacağınız için filmin güzelliğini kaçırıp sıkılabilirsiniz.


Gelelim konuya;

Filmde, genetik ve kök hücre çalışmalarına bağlı tıbbi gelişmeler o kadar ileri bir aşamaya gelmiştir ki artık insanlar ölümsüz olmuşlardır ama içlerinden biri (ki filmin ana kahramanı Nemo) dünya üzerinde yaşayan son ölümlü insandır ve adım adım geçmişini hatırlamaya çalışmaktadır...

“Yeryüzündeki son ölümlü insan” anlatmaya başlar... ve bizler de onun hikâyesinde tüm insanlığın yansımasını görürüz.


Yaptığımız tercihlerin sonucunda ulaştığımız yer hayatımızı oluşturur ama bütün bu tercihleri etkileyen başkalarının yaptığı tercihler de vardır...

“Öyle yapmasaydım acaba hayatım şimdi nasıl olurdu?” diye düşünmeyen bir insan yoktur herhalde. İşte bu filmde "Öyle yapmasaydı ne nasıl olurdu ve başka neler olurdu?" zihin karmaşası, insanoğlunun hayatındaki en önemli şey olan aşkın üzerinden anlatılmaya çalışılıyor.


Durum ve koşullar ne olursa olsun, hayat sizi nelere mecbur bırakırsa bıraksın bir şekilde yine de kendi tercihinizi kendiniz yapıyorsunuz ve hayatınız da bu tercihlerin birbirini izlemesiyle değişip duruyor... fakat bir yerlerde “yaptığınız tercihleri yapmamış olsaydınız” hayatınızın değişik şekilde akacağı başka bir hayatınız da var...


Daha fazlasını vermek istemiyorum, anlaşılabilmesini kolaylaştırmak için ana konuya ait minik bir ipucu yeterli... gerisini filmde herkes kendi hayatıyla karşılaştırıp kendine göre yorumlamalı diye düşünüyorum.

Bu kadar olağanüstü güzellikteki bir filmi bir yıldır hiçbir yerde görmemiş, duymamış olmam önce çok tuhaf geldi ama cinergie.be sitesinin yönetmen Jaco Van Dormael’le yaptığı röportajı okuyunca ikibuçuk saate yakın süren ve seyirci tarafından anlaşılmaz olacağı düşünülerek sadece film festivallerinde gösterilen filmden neden daha önceden haberim olmadığını da anlamış oldum...

Eğer bütün hayat bilgimle, tecrübemle ve sanat görüşümle on yıl düşünüp tasarlayıp bir film yapmaya kalksaydım böyle bir senaryoyu belki az çok zihnimde canlandırabilirdim (o da yüzde 20 civarında falan olurdu herhalde) ama yine de asla düşündüklerimi bu kadar başarılı bir şekilde filme aktaramazdım... yönetmen Jaco Van Dormael ise bu filmi altı ay gibi kısa bir sürede tamamlamış...

Bence böyle bir sanat şaheserini bu kadar kısa sürede bitirmek inanılmaz bir başarı ve çok büyük, insan üstü bir gayret gerektiriyor.

Sonuç olarak;
Bu filmi mutlaka bulun, mutlaka seyredin. Bu filmi seyrettikten sonra bütün filmlere bambaşka bir gözle bakacağınıza ve bundan sonra en ünlü Hollywood filmlerine bile kötü reklam filmi muamelesi yapacağınıza eminim....

Mr. Nobody; dekorlarıyla, kostümleriyle, detaylarıyla, müzikleriyle, bilgisayar efektleriyle, karakterleriyle, hayata bakışı ve anlatışıyla, insan psikolojisini doğru yorumlamasıyla, insanda bıraktığı etkisiyle ve teknik altyapısıyla günümüzde yapılabilecek en üst seviyede bir sanat eseridir mutlaka izleyin dersem kesinlikle abartmamış olurum diye düşünüyorum.

Roberto Benigni’nin “Hayat güzeldir”i ve Spielberg’in “Artifical intelligence” filmlerinden beri bu derece başarılı bir yapım izlememiştim... Mr. Nobody, kesinlikle arşivinizde bulunması gereken bir film ve eğer yapabiliyorsanız dört-beş tane DVD birden alın, sinemaya ilgisi olan arkadaşlarınız için çok güzel bir hediye olur...

(Yalnız filmdeki bazı sahneler her ne kadar pornografik düzeyde olmasa da yine de çocuklara uygun olmayacak kadar açık sayılacağı için 16 yaşından küçükler için uygun olmayabilir.)

Notlar: Yönetmenle yapılan röportajda okuduğuma göre film 40 milyon dolara mal olmuş ama şu ana kadar sadece 2.5 milyon dolar hasılat elde edebilmiş. Yani film zarar etmiş... film çok kısıtlı bir iki ülkede gösterime girmiş ve sadece belli başlı film festivallerinde gösterilmiş...

(Dağıtımcı ve pazarlamacılar böyle bir filmin seyirciler tarafından zor anlaşılabileceğini ve yeterince ses getirmeyeceği için de ticari başarısının düşük olacağını düşünmüş ama gösterilmezse satılmazsa nasıl para kazanabilir ki? Onların tek derdi uyduruk şeyleri şişirip bol bol reklam yapıp aynı firmaların iğrenç ürünlerini millete kakalayıp anında para kazanmak...)

Eğer çok zengin olsaydım bir sonraki filmi için yönetmene bu parayı karşılıksız olarak vermeyi isterdim.

Filmin senaryosunu yazıp aynı zamanda da yöneten Jaco Van Dormael’in “cinergie.be” sitesinden alınan röportajının Türkçe çevirisini avrupasinemasi.blogspot.com’dan okuyabilirsiniz...


Yönetmenin t-shirt’ündeki Wallace and Gromit’i görünce neden aynı fikirleri paylaştığımızı ve neden bu adamın yaptığı filmi bu kadar beğendiğimi daha iyi anladım :)

Yönetmenin “Totò the Hero” ve “The Eighth Day” filmlerini de mutlaka bulmak üzere araştırmaya başladım, umarım onlar da bu kadar olağanüstü güzellikte filmlerdir...

Sabaha karşı büyük bir heyecanla yazdığım bu konuda eğer varsa tekrarlar, harf ve imlâ hataları için şimdiden özür dilerim... Ve filmi seyredip de beğenmezseniz bütün yazdıklarımın benim kişisel görüşlerim ve sanat anlayışımla ilgili olduğunu lütfen gözönünde bulundurun.