21 Şubat 2011

Noksaek uija (Green Chair) [film]

Bu aralar kitaplarda filmlerde aşktan gidiyoruz Allah sonumuzu hayır etsin bakalım :)

“Yeşil sandalye” filmini arşivden çıkarıp bilgisayarda şöyle bir üstten bakınca “Aman aman bunu tek başına seyretmeli, bu erotik falan değil düpedüz porno film midir nedir, çok basit bir şeymiş.” diye düşündüm.

Ama filmi seyredince gerçekten “çok açık sahneleri olmasına rağmen” film hakkındaki "basit" öngörümün yanlış olduğunu da anladım...

32 yaşında bir kadın 18'ni süren bir delikanlıyla tanışıp ilişkiye girer.

İki taraf için de her şey çok güzeldir ama kadın, reşit olmayan yaşta biriyle ilişki kurduğu için tutuklanır...

Hapis cezası sosyal hizmet zorunluluğuna çevrilir ve serbest bırakılır.

Tutuklu bulunduğu yerden bırakılınca kendisini karşılamaya sadece genç sevgilisi gelir... Medya ve polisin gözetiminden kurtulmak için iki sevgili, kadının heykeltraş arkadaşının evinde kalmaya başlar.

Konunun ilerleyişi içinde önemli her dönüm noktasında “cesur sevişme sahneleri” erotik gösteri olmanın çok ötesine geçip “iki aşığın yatak odasındaki özel hayatını” seyirciye açar.

Bundaki amaç aslında bu yatıp kalkma ve sevişmelerin, çiftin arasındaki gerçek aşkın bir parçası olduğunu seyirciye göstermektir.

[ Tabii ki seyirci olarak bu sevişme sahnelerinin etkisine kapılıp konuyu kaçırırsak tüm bunları farklı bir şekilde değerlendirmemek işten değil ;) ]

Evet, gerçekten de çok uzun ve çok açık sevişme sahneleri var... ama bunlar ne kadar açık olursa olsun “pornografiyi pornografi yapan; hayvani iç güdülerin tek taraflı doyurulmasını” değil iki aşığın arasındaki cinsel ilişkiyi göstermeyi hedefliyor...

Güney Koreli yönetmen aslında “Cinselliğin aşkın ayrılmaz bir parçası olduğunu ve birbirine gerçekten aşık olanların bu kadar güzel ve doğal olan bir şeyi çevresindekilerin ne dediğine aldırmadan (fırsat varken) yaşamaya bakmalarını....” söylemeye çalışmış.

Yönetmen; (kadının aldığı sosyal hizmet cezasını yerine getirdiği yaşlılar evinde) terk edilmiş yaşlı kadınların acıklı halini, genç ve hayat dolu bir kadının (ailesi ve sevdikleri varken bile) yaşlanınca ne duruma geldiğini göstererek, seyirciye “Fırsatın varken hayatını elinden almalarına izin verme, yaşa çünkü sonunda böyle yaşlanmak var.” mesajını iletmeye çalışmış.

Bu arada bizim çiftimiz evli gibi yaşayıp her evlilikte çıkan sorunlarla baş etmeye çalışırken arada darılıp barışmalar ayrılıp birleşmeler olur, zaman geçer ve genç çocuğun reşit olacağı doğum günü gelir...

Buraya kadar film çok etkileyici güzel sevişme sahneleriyle gönülleri, (arada bir iki konuşmayla) aşıkların sözleriyle ruhları tutuşturmuşken... doğum gününe çağırılan davetliler “filmi buraya kadar seyredip anlamayanlar için” yukarıda söylediğim bütün açıklamaları içeren öğretici konuşmalarla, filmin gelecekte hatırlanacak bir film olmasını engeller...

(Hele hele bu doğumgünü partisine katılanların arasında davayı takip eden sorumlu polis, delikanlının anne ve babası, kadının kocası, sevgili çifti takip eden genç bir kız ve huzur evinden getirilen yaşlı kadın olduğunu söylersem sanırım ne demek istediğim daha iyi anlaşılır...)

Filmi seyredenler arasında konuyu ve olayın barındırdığı felsefeyi anlamayanlar varsa bunlar tek tek toplumun bir kesimini temsil etsin de herşey anlaşılır olsun diye düşünen yönetmen bence filmi ve kendi kariyerini bu son bölümle öldürmüş...

Sonuç olarak:

Sadece “Açık saçık bir film olsun da ne olursa olsun.” diye bakacak olanları pornografik film dağıtımı yapan internet sitelerine yönlendirmekte fayda var. Böyle insanlar bu filmle boşu boşuna vakit harcamasın, öyle sitelerde bir sürü açık saçık şey var, isteyen bakar isteyen bakmaz, kimsenin kâhyası değilim ama bu film öyle bir film değil, baştan söyleyeyim...

Buradaki sevişme sahneleri öyle hayvani içgüdülerle ve hayvanca değil... Bir süre sonra iki aşığın özel hayatını onların haberi yokken size seyrettirdikleri hissine kapılıp rahatsız bile oluyorsunuz... Bu filmin bence en önemli özelliği bu...

Ve bunu yaparken de işte sevişmek böyle bir şey ve çok güzel ama temelinde aşk da olmalı mesajı veriyor... O yüzden aman açık saçık bir şeyler görelim diyenler başta da dediğim gibi internetten daha açık şeylere bakabilirler.

Film çok açık olmakla beraber konusuyla da bir şeyler veriyor ama o kadar da sanatsal ya da sinema açısından önemli bir film de değil... Açıkçası sevişme sahneleri olmasa filmi izlemek çok sıkıcı olurdu, buna katılmıyor değilim... Fakat bu sahnelerle birlikte verilen konu da tek başına verilseydi bu kadar dikkat çekici olmazdı, onu da söylemek lazım...

Ben filmi pek beğenmedim hele hele genç çocuk konuyla hiç alakası olmayacak şekilde Cüneyt Arkın gibi taklalar atıp doğumgünü partisinde kadının eski kocasıyla kapışarak damlara falan çıkınca film gözümden iyice düştü... Varsa seyredebilirsiniz ama yoksa öyle ödüllerine falan bakıp da aman aman aranıp bulunacak bir film de değil... (Fakat bir şekilde seyretmeye karar verip de izlerseniz lütfen filmin son sahnesinde başlayan ve konunun masumiyetine gönderme yapan mükemmel müziğe dikkat edin.)