15 Şubat 2011

Toto le heros [film]

Tam olarak birçok şeyi yerli yerine oturmamış orta ayar bir filmdi...

Daha önceden büyük bir beğeniyle izlediğim “Mr. Nobody” filminin yönetmeni olan Jaco Van Dormael’in bu filminden beklentim çok daha fazlaydı ama ne yazık ki o dönemin anlayışı içinde yapılan film beklentimi karşılamadı...

Film 1991'de çekilmiş ama 1970'lerin renk tonlarıyla 1940'ları anlatıyor...

Kuzey Avrupa insanında “Amerikalı yaşam tarzı havası” yaratılmaya çalışılırken bir yandan da insan psikolojisinde “aile aşk ve tesadüf-kader” ilişkileri işlenince; çok yöne dağılan, mantık hatalarıyla dolu garip bir senaryo oluşmuş.

Bu hatalara böyle bir senaryoda mecbur kalınacağı en baştan belli olduğu için de;
“Bu böyle olacaksa, o zaman bunlar şöyle düşünmeli”, “Bu böyle yapınca, şu da şöyle yapmalı.” gibi bir sürü şey mantığa uysun diye fazlalık eklenip senaryo çok zorlanmış...

Tabii ki o zaman da mantığa aykırı ve problemli insanların kendine özgü yanlışlarla dolu “Gerçeğe uymayan” yaşantıları filmin ana konusunu oluşturmuş...

Küçük bir çocuk var (Thomas), kendisinin hastanede çıkan yangın sırasında komşu çocukla (Alfred) değiştirildiğini düşünüyor...
Thomas, komşu çocuğu Alfred’in babasının ve yaşantısının daha iyi olduğunu düşünüp hayatı boyunca Alfred’e karşı kıskançlık duyuyor...

Ayrıca filmde resmen ensest sayılabilecek bir abla kardeş ilişkisi verilip Thomas’ı ablasına aşık olarak göstermişler, Alfred’le ablası arkadaş olunca Thomas Alfred’e iyice düşman oluyor...

Aile bir iki olayla daha karşılaşınca Thomas, Alfred’in hayatını elinden aldığını ve iyi hayatı komşu çocuğunun kötü olanı kendisinin yaşadığını iyiden iyiye kabülleniyor...

Ama bütün bunları anlatıp çocukluk hatıralarını gözümüzde canlandıran da aslında filmin en başında gördüğümüz (ve buna ara sıra günümüzde de devam eden) yaşlı Thomas'dır...

(Thomas günümüze kadar ulaşan hayatını çocukluğundan başlayarak anlatır ve komşu çocuğu olan Alfred’e duyduğu nefretin, kıskançlığın nedenlerini sıralar...)

Artık, filmin bir yerinden sonra olaylar günümüzde geçmeye başlar ve Thomas (kendini haklı gördüğü nedenlerden dolayı) intikam almak için komşu çocuğu Alfred’I (ki artık o da yaşlı bir adam olmuştur) öldürmeye karar verir...

Fakat, hayatına özendiği ve kıskandığı Alfred’i bulduğunda bir sürprizle de karşılaşır: Komşu çocuğu hiç de hayatından memnun değildir ve aslında hep Thomas’ın yerinde olmayı istemiştir...

Thomas'ın anlamsız hayatına girerek ona yaşama gücü veren sevgilisi de düşmanı olarak gördüğü Alfred’in karısı çıkınca (tesadüfün iğne deliği) Thomas iyice ümitsizliğe düşer ve olaylar gelişir vs. vs. vs...

Başta da dediğim gibi filmde beklediğim kaliteyi yakalayamadım ama...

...çok beğendiğim bir filmin yönetmeninin aynı mantıkta yaptığı, neredeyse kurgu olarak aynı sistemi kullandığı bir senaryonun “20 yıl önceki başarısız versiyonunu” görmüş oldum.

Yönetmen Jaco Van Dormael’in zaman içinde kendisini geliştirip aynı konuyu “bireyden genele genişleterek” kaydettiği ilerlemeyi görmenin dışında filmin benim için başka bir anlamı bulunmuyor...

Sonuç olarak;
Konusu havada kalmış, düşündüğünü tam olarak ifade edemeyen, karışık ve gerçekçi olmayan bir senaryoyu, içindeki karışıklığı açıklamak isterken daha da karışık hale getirip mantıksızlaştıran bu filmi “yönetmenin filmografisini inceleyen sinema okulu öğrencisi” değilseniz tavsiye etmiyorum...