22 Mart 2011

Inception [film]

Son zamanlarda adını sıkça duyup da arkadaşlardan edindiğim filmi seyretmek için gece bir vakit oturdum ekranın başına...

Sabaha karşı saat 03.00’te filmi bitirdiğimde az biraz hoşnutsuzlukla birlikte aslında bazı yerleri fena olmamış dedim ama gece o kadar saat uykusuz kaldığıma da pişman oldum. Pek öyle abartıldığı kadar iyi bir film değildi.

Tamam, film için çok uğraşmışlar, efektler, sahneler, senaryonun akıl karıştırıcı ayrıntılarıyla bazı teknik sahneler kullanıp sanat eseri yaratmaya falan da çalışmışlar...

Ama sonuçta “Orta karar fantastik düşüncenin böyle merak uyandıran bir sorusu gerçek olsaydı neler yapılabilirdi?” ana fikrinin dışında fazla da bir şey yoktu. (ki onu işlemeyi de pek becerememişler.)

Aslında ana fikir senaryo olarak güzel ama öyle detaylara girip anlaşılsın diye o kadar uzatıp durmuşlar ki en sonunda “Ne olacaksa olsun yahu!” diyorsunuz.

Üstten şöyle konudan bahsedeyim ama fazla detaya girmeyeceğim çünkü filmi izlememiş olanların seyir zevkini engellemek istemem.

Genç bir adam var. Cobb (Leonardo DiCaprio)

Bu adam; rüyalar, bilinç, bilinçaltı gibi konularda kendini bilimadamı kadar detaylı bilgiyle donatmıştır.

Yaptığı şey ise insanların rüyalarına girip onlara ait gizli bilgileri çalmaktır ama bunları yaparken bir şekilde birlikte çalıştığı eşi ölmüş ve suçlu duruma düştüğü için de çocuklarının yanına dönememektedir.

Büyük şirketlere ait bilgileri üst düzey yöneticilerin rüyalarına girerek elde eden Cobb, son işindeki müşterisinden bir teklif alır; gösterilen kişinin bilinçaltına girip fikir çalma yerine bilinçaltına bir fikir yerleştirecektir.

Bunu isteyen adamın amacı rakip bir enerji şirketini batırmaktır. (Ama bir yandan da küçük numaralar için uçak şirketi alacak kadar parası vardır.)

Neyse işte, Cobb bu işi almak istemez ama bir yandan da çocuklarının yanına dönebilsin diye adamın teklifini kabul eder. (Cobb da nasıl oluyorsa, sadece kendi ülkesine gidemiyor ama dünyanın her yerini gezip dolaşıyor... "E! Madem öyle ne diye çocuklarını yanına aldırıp -ki hiç maddi sorunu da yok- yaşamaya devam etmiyor da ölümüne böyle bir işe girişiyor?" diye sormayın.)

Filmin her yanı saçma sapan fikirlerle dolu... insanlar dünyayı neden bu kadar seviyor, neden yaşamdan başka alternatif yaşamların büyüsüne kapılıp akıllarına gelen her şeyi iç içe geçmiş dünyaları keşfediyormuş gibi büyük bir hevesle ama mantıksızca didikliyorlar anlayabilmiş değilim.

Hayat burada ve yaşıyorsun işte, bunu yüzüne gözüne bulaştırırsan illa başka bir yerde başka bir hayat olacak ve burada yapamadığını orada yapacaksın (açgözlülük değil de ne?)... yani bu fikrin peşinden giden her türlü senaryodan sıkılıyorum desem yalan olmaz... (ki filmin kendine göre bir sürü mantık hatası da vardı oralara hiç girmiyorum...)

Neyse işte güya bu bizim Cobb insanların rüyalarına giriyor girmesine ama bu yöntemden haberi olan insanlar da var ve buna karşı önlem olarak kendilerine savunma mekanizmaları oluşturmuşlar.

Ama "şirket sırlarının peşindeki becerikli teknoloji casusu" havası içinde gösterilen hırsız Cobb bunun da kendine göre bir çözümünü bulmuştur;

Rüyasına girdiği adam eğer rüyada olduğunun farkına varırsa diye rüya içinde rüya gördürür...

(Peh peh peh, yani böyle bir şeyi yapabiliyorsan sana çoluğunu çocuğunu iyileştir diye bu kirli ve tehlikeli işlerden kazanabileceğin paranın yüz katını verecek insanlar var, niye gidip saçma sapan şeylerle uğraşasın ki?)

Rüya içinde rüya gören kişi uyanınca oh kurtuldum diye düşünürken aslında gerçek hayat diye yine rüyaya uyanır bunlar da o arada rüyasına sızdıkları insanın bilinçaltında aradıklarını bulup alırlar vs. vs.

Hollywood tarzı araba çarpışmaları, koşup kovalamacalar, patlamalar, silahlar, havada uçup yerçekimsiz ortamda yumruk yumruğa kavgalar, yalan yanlış sahneler, vs. vs. vs.... (hatta bazı patlama sahnelerini aynen kopyalayıp film içinde bir daha kullanmışlar.) Çok sıkıcı...

Film çok basit bir uyduruk bestseller yaz romanının uyarlaması gibiydi.

İlkokula gidenler ya da hayal gücü ancak bu kadar olanlar için değişik gelebilir ama en azından buna benzer üç beş film seyretmiş bir iki kitap okumuş herkes için sıradan olmanın dışına çıkacağını sanmıyorum.

Ölüm ölüm beğenip binlerce övgü cümlesi düzenlere pek bir şey diyemiyorum, herkesin her şeyi beğenme ve beğenmeme hakkı var. Ben beğenmedim, onlar beğenmiş olsun...

O kadar çok saçma sapan, mantıksız şey vardı ki nasıl oldu da bu kadar beğenildi anlamış değilim.

İnsanlar rüyaya dalsın diye bir makineye bağlanıyorlar. Makine, kola serum gibi takılıp vücuda kimyasal madde veriyor ama vücuda damardan bağlanan kimyasallar uyutuyor ve rüya gördürüyor desek bile; başkasının rüyasına nasıl giriyorlar? (yersen)

Yok bu makine başkasının rüyasına girmeyi sağlıyorsa o zaman yan yana yatıp kolundan aynı makineye bağlı iki kişi nasıl oluyor da sadece vücutlarına aynı anda aynı kimyasal verildi diye birbirinin rüyasını görebiliyor? 

İki kişiye aynı anda aynı kimyasallar verilince iki kişi ancak fiziki olarak aynı tepkileri gösterirler, zehirleniyorsa zehirlenir, uyuşuyorsa uyuşur, ölüyorsa ölür vs. birbirlerinin rüyasına girebilmeyi sağlayan mekanizmayla ilgili en küçük bir bilgi yok...

Hiç değilse beyindeki frekansları arayıp bulup aynı frekansı diğerine de veren elektronik reseptörlü kafaya bağlanan kablolu bir şeyler yapılsaydı... hani hiç değilse fantastik de olsa belli bir mantığı olurdu ya neyse ya bana ne, doğru dürüst yapsalarmış onu da ben mi düşüneceğim artık!

Sonuç olarak;
amaan işte neyse ya, ben çok basit ve çok saçma ve de çoook uzatılmış gereksiz ağır akışlı uyduruk bir film olarak değerlendiriyorum. Seyretmezseniz hiçbir kaybınız olmaz ama seyrederseniz ikibuçuk saatinizi kaybetmeyi şimdiden göze almalısınız.

Resmen rüya içinde efektle dağılan cadde, bina vs. görüntüleri için yapılıp uydurulmuş bir film, kaldı ki bu efektleri birçok firma reklamlarında kullanalı yıllar oldu modası geçti...

Alın bakın, çok bahsedildi diye görün diyeceğim ama zamanınıza yazık... Seyredince (seyreder seyretmez olmasa bile aradan biraz zaman geçince) fazla abartıldığını görüp burada yazdıklarım için bana hak vereceksiniz. Olmadı, rüyalar aleminde yaşamaya devam :)