22 Mart 2011

Invention of Lying [film]

Dünyada hiç kimsenin hiç kimseye yalan söylemediğini, hatta bırakın yalan söylemeyi bir de üstüne üstlük karşısındaki insana aklından ne geçiyorsa aynen söylediğini hayal etmeye çalışın...

İşte, filmimiz bu açıklamayla başlıyor...

Herkes birbirine aklından geçeni hiç yalansız söylüyor ve işyerindeki arkadaşlık ilişkisinden kadın erkek ilişkisine hatta reklamlara kadar verilen örneklerle biraz da öyle bir dünyanın sıkıcılığı gösteriliyor...

Bu dünyanın içinde bizim adamımız Mark'tır.

Mark, fazla parlak olmayan bir senaryo yazarıdır ve pek yakışıklı sayılmayacağı gibi zengin biri de değildir...

Dünya, adamımız için (şimdi bizim için olduğu gibi) çok gereksiz ve sıkıcı bir yerdir... Bir de ister istemez her şey ters gitmektedir; hoşlandığı kadın tarafından istenmediği açıkça yüzüne vurulur, patronu işten atar, diğer çalışanlar aşağılar, annesi son günlerini yaşadığı hastalığıyla savaşmaktadır vs. vs.

Tüm gerçekliğine rağmen bu dünyada bir şeylerin düzgün gitmediğini fark edip ne yapacağını da bilemeyen adamımız işsiz kalınca evden atılma talihsizliğini de yaşamak zorunda kalır.

Taşınmak için gereken son parasını çekmeye bankaya gider veee...

İnsanlık tarihinde bir dönüm noktasının yaratıcısı olarak ilk yalanı söyleyip 300 dolar yerine 800 dolar alıp bankadan çıkar (filmin mantığına göre hiçbir insan bilerek ya da bilmeyerek yalan söyleyememektedir.)

Sıradan, basit ve zavallı bir insanken yalan söyleyebilme becerisiyle adamımız birden bambaşka bir hayat yaşamaya başlar...

Filmin genel başlangıcı böyle ama filmde aşk, din ve öteki dünya fikrinin meydana çıkışıyla gerçek dürüstlüğün ne olduğuna kadar pek çok şeyden de bahsediliyor.

Bazı şeyler için yeniden düşünmeyi sağlayacak değişik açılımıyla oradan oraya atlayarak adamımızın macerası böyle devam edip gidiyor...

Benzerlerini andıran ama kendine özgü, sevimli ve insancıl bir filmdi. Filmin teknik açıdan dikkat çekici yanı ise sanki amatör birinin hazırladığı senaryoyu oynayan amatör oyuncuların gayretli bir tiyatro gösterisi gibi olmasıydı...

Gelelim sonuç bölümüne;
Konu olarak hafif ve sinema estetiği açısından zayıf olmasına rağmen içten ve akıcı yalın anlatımı sayesinde izlediğime pişman olmadığım bir filmdi...

Hani pek bir şey bulamayınca yumurta kırarız, üzerine biraz peynir falan... Kebap ya da süper bir ev yemeği değildir ama tahmin etmediğiniz şekilde hoşunuza gider hani o ayar bir şeydi...

Alın bulun seyredin demiyorum ama rastlarsanız izleyin fena bir film değil...