22 Mart 2011

Zeki olduğunu düşünüyor musun? – John Farndon

Kitabın üst başlığının “Oxford ve Cambridge mülakat soruları” olduğunu görünce dikkatimi çekti...

Çünkü bir ara bu şekilde ilginç soruların yer aldığı “Fuji Dağını nasıl taşırsınız?” isimli kitabı çok beğenmiş, içindeki soruları, soruları değerlendirme ve çözümleri düşünme yöntemlerini hem ilginç hem de yararlı bulmuştum.

Neyse, kitabı böyle ilginç sorular ve değişik sorulara karşı verilen ilginç yanıtlar bulunduğunu düşünüp aldım ama kitap benim için tam bir hayal kırıklığı oldu...

Her ne kadar sorular ve sizden beklenen cevaplardaki yaratıcılığınız “lise seviyesinde” kalıyor olsa da düşünme yöntemleri, çözüm bulmada kullanacağınız pratik yollar bakımından belki ilginçtir diye bir beklentiye giriyorsunuz ama kitapta bunların hiçbiri yok.

Tamam, soruların bazıları oturup iki kişi arasında tartışıp fikir yürüteceğiniz türde sorular ama gel gelelim yazar böyle bir kitap için olabilecek en kötü şeyi yapıp ne gerçek cevap olabilecek şeyleri zekice anlatmış ne de kendinden ilginç bir değer katabilmiş...

Yazar, kitabın önsözünde; çok saygın okulların sözlü sınavlarında bu tipte sorular sorulmasındaki amacı “Akıllıca düşünüp çok çabuk tepki veren öğrencilerin belirlenmesi” olarak gösteriyor olsa da ne yazık ki kendisi bu beceriye çok uzaktan bile olsa yaklaşamamış.

Yazarın kendisi de vereceği cevapların “Bir öğrencinin verebileceği cevaplar olma iddiasında olmadığını” söylemiş ama açıkçası sorulara cevap verme yerine tamamen konu dışında ukalaca konuya yakın bildiği şeyleri soğuk bir anlatımla yazıp kendince kültürünü ispat etmeye çalışmış...

Böyle sorular gerçekten insanın düşüncesini açar zekâsını kışkırtır, düşünmesi, çözüm araması aklan gelen şeylerden bir şeyler bulmaya çalışması zevklidir, insana keyif verir...

Ama yazar öylesine donuk ve konulardan uzak yanıtlarla olaya girmiş ki işin sonunda keşke bu kitabı okumasaydım dedirttiriyor...

Yersiz ve yetersiz espriler, güdük fikirler, bilgiç bilgiç konuya hiç uymayan uyduruk cevaplar ve bu cevapların usandıran uzatılmış açıklamaları insanı deli ediyor... Bu uzun ve gereksiz açıklamaların arasında kimi yerde alenen ırkçılık yapması, siyasi görüşüne ters düşenleri küçük gören tanımlamalarda bulunması da cabası.

Ne yazık ki kitabın hemen hemen her bölümünde “bir soru bu kadar mı anlaşılmayıp bu kadar mı ukalalık yapılır?” demekten kendimi alamadım.

(Kitabın ders kitabından bile donuk bir dille yapılan motomot çevirisi de ayrı bir eleştiri konusu ama oralara hiç girmeyeyim...)

Kendini zeki sanan ve karşısındakileri aşağılar bir tavırda fikir beyan ederken, açıkladığı şeylerin yetersiz ve konuyla alakası olmadığını bilemeyip bir de üstüne ukala ukala lafı uzatarak bilgiçlik taslayan yazara gerçekten sinir oldum.

Tamam, bazı sorularda cevap olabilecek bazı bilgiler de yok değil ama bir iki küçük ayrıntı için bu kadar kötü bir kitabı almaya da gerek yok.

Yalnız... Ben böyle söylüyorum diye kitapta hiçbir şey de yok değil; mesela uzay araçlarında astronotların soluması için idrarlarından, banyoda kullandıkları sudan geri dönüşümle oksijen elde edildiğini çoğumuz biliriz ama araç içinde nefes alınıp verilirken biriken karbondioksidin özel bir sistemle soğurulup uzay boşluğuna bırakıldığını bilmiyordum...

Sonuçta ana kural değişmez; beğenmediğimiz hatta kötü sayılabilecek kitaplardan bile mutlaka bir şeyler öğreniriz...