22 Nisan 2011

inanılmaz bir biyoloji deneyi


Bilim ve teknoloji benim için her zaman ilgi çekici ayrıntılarla doludur.

Fakat bende şaşkınlık yaratan esas şey ise bu ilginçlikleri barındıran ayrıntıların bir hayal ürünü olmayıp birebir gerçek bilimin içinde yer almasıdır.

Bazen öyle şeyler okuyup öğreniyoruz ki bunun bilimin bir parçası olması yani gerçek hayatta denenip ispatlanabilmesi imkânsızmış gibi gelebiliyor.

İşte şimdi öyle şaşkınlık yaratacak çok ilginç bir deneyi sizlere kısaca aktarmaya çalışacağım.

Yapılan şey çok basit ama sonuçları inanılmayacak kadar gerçeküstü.

Önce üzerinde deney yapılan canlı hakkında çok kısa bir bilgi vermek istiyorum;

Deney yapılan canlı, bir deniz süngeri. Süngerler kadeh şeklinde sayısız hücrelere sahiptir. Bu hücreler kendi başına farklı işlevleri yerine getiren gruplar halinde hareket edebildiği gibi her biri ayrı ayrı birbiriyle iletişim kurabilir.

Süngerin içindeki hücre grupları sindirim sistemi görevini yerine getirerek su ve yiyecekleri süzüp sindirirken, süngerin dış yüzeyindeki hücre grupları ise akıntının durumuna göre kasılma hareketi yaparak süngerin şeklini değiştirebilirler.

Her ne kadar insan ya da gelişmiş bir hayvan gibi her türlü duyuya sahip olmasa da süngerlerin de temelde hücreler arası iletişimde bulunma yeteneği vardır ve birey olarak vücudunun parçaları canlı bir organizma olarak iş bölümü yaparlar.

Neyse işte süngerler hakkında sayfalarca yazmaya gerek yok, kısacası süngerler de biyolojik yapısı gereği basit de olsa hücreleriyle (hatta %70 oranında insan DNA'sına benzeyen) DNA'larıyla “gerçek canlılardır.”

Şimdi gelelim deneye;

Hücre ve genetik biyoloji alanında bir öncü olan Henry Van Peters Wilson 1894'te (Kuzey Karolayna Üniversitesi'nde) biyoloji profesörüyken süngerleri araştırıyormuş.

Wilson, yaptığı deneylerden birinde süngerlerden birini alıp özel bir sistemle (mikser ya da elek benzeri bir aletle) süngeri hücrelerine ayırmış.

Bir kaba koyduğu bu hücre yığınının artık süngere benzer hiçbir yanı yokmuş ama hücreler önce yavaş yavaş hücre grupları oluşturmuşlar, sonra belirli bir düzene göre bir araya gelmeye başlamışlar. En sonunda da farklı türdeki hücrelerin uygun yerleri almasıyla bu hücre yığınından yeni bir sünger oluşturmuşlar.

Bir canlıyı tek tek hücrelerine ayırıp onun tekrar gözleriniz önünde birleşip yeniden aynı canlıya dönüşmesini izlemek... Bilimkurgu filminden bir sahne gibi ama gerçek.

Bana çok ilginç geldi kareli defter'e de yazayım dedim.

Neil Shubin'in “İçimizdeki balık” kitabında okuduğum bu konuyu aşağıdaki adreste de buldum. İsterseniz siz de şöyle bir üstten bakabilirsiniz.