30 Mayıs 2011

Die welle (Tehlikeli oyunlar) [film]

Filmi seyrettim, basit ama etkileyici, sade ama düşündürücü bir filmdi...

Standart bakış açısıyla değerlendirildiğinde bir şey anlatırken başka bir şeyi göstermeye çalışan filmin arka planında da bambaşka bir katman olması filmi ilginç kılmış.

Şimdi hem üstten -izleyecek olanların keyfini kaçırmayacak şekilde- konusunu anlatayım hem de bahsettiğim şu arka plandaki katmanın üstünü biraz kazıyayım istiyorum.

Önce ana planda akan konuya gireyim;
Almanya'da bir lisenin öğrencilerine yaklaşıp onların içinde bulunduğu özel hayatlarını ilk bölümde inceleyerek ortam ve karakterler hakkında fikir ediniyoruz.

(Göründüğü kadarıyla kimi ev partilerinde coşuyor, kimi içiyor, kimi dersleri boş vermiş kafasına göre takılıyor, kimisinin de ailesiyle sorunu var vs.)

Sonra filmin akışını yönlendiren öğretmen Wenger'le tanışıyoruz.

Yılsonunda notunu yükseltmek isteyen öğrencilerin ek ders alması için uygulanan "proje haftası" başlamaktadır.

Bay Wegner proje haftasında otokrasi sınıfının başındadır.

Ders, konusu gereği sosyal bilimlerle ilgilidir ve ana teması da "diktatörlük ve faşizmle yönetim"i açıklayan otokrasiyi ele almaktadır.

Wegner, öğrencilerin dağınık halini toparlayıp kendilerini derse vermeleri için öğrencileri konuyla bağlantılı olarak harekete geçirmek istemektedir.

Otokratik yönetimlerin toplumdaki birlik beraberlik duygularından yararlanarak (insanları disipline ederek bir amaç doğrultusunda hareket etmelerini sağlayıp) kendi çıkarları için yönetimi kontrol altına almalarının nasıl gerçekleştiğini öğrencilere bire bir göstermek isteyen Wegner konuyu hassas bir noktaya çekerek giriş yapıyor:

Almanya günümüzde yine faşizme geçiş yapabilir mi, Hitler benzeri biri çıkıp da Almanya'yı yeniden Nazizm benzeri bir diktatörlükle farklı bir yere sürükleyebilir mi?

Sınıfın tamamı bunun bu çağda artık mümkün olmadığını söyleyince Wegner, dersin konusu gereği ayrıntıya girerek diktatörlüklerin ortak noktalarını anlatmaya başlar ve bazı şeyleri bire bir göstermek için sınıfın uniforma benzeri beyaz gömlek giymesini, belli bir selam şeklinin bulunmasını hatta belli bir sembollerinin olmasını öğrencilerden gelen fikirlerden esinlenmiş gibi destekler...

Wegner'in amacı kitaptan konuyu aynen okuyup anlatmak yerine bir haftalık süre içinde bu derse katılanlara diktatörlüğün toplulukları nasıl ele geçirdiğini öğrencilere yaşatarak göstermektir.

Filmin başında amaçsız ve mutsuz boş insanlar olarak gösterilen öğrenciler bu söylenilen şeyleri yaparken belli bir grup içinde birlik duygusuyla hareket etmenin yarattığı psikolojiyi çok çabuk benimserler.

Fakat olaylar gittikçe karmaşık bir hal almaya başlar. Çünkü Wegner'in gösterip yapmaya çalıştığı şeyleri yaparken olayı ciddiye alıp fazlasıyla kendini kaptıranların sayısı her geçen gün artmakta ve olaylar artık öğretmenin kontrolünden çıkmaya başlamaktadır...

Sıkışıp kalmış “sözde bireysel özgürlüklerini yaşayan” ama aslında “toplumsal olarak maddi manevi sorunlar altında ezilen” insanların hayatlarını bir amaç altında toplayınca bireysel olarak tatmin olan toplulukların nasıl yönetilebileceğini gösteren film, ortasından sonra akıcılığını arttırıp sonlara doğru hem gerilimli hem de merak uyandıran bir hal almaya başlıyor...

Filmin konusu girişten gelişme bölümüne kadar yüzeysel olarak böyle görünüyor ama film akarken devamlı aralara serpiştirilen ayrıntıları da iyi düşünmüşler...

Şimdi de gelelim şu üzerini kazıyacağımız arka planda fazla göze çarpmayan katmana...

Filmde bir yandan “bakın işte faşizm ve ona bağlı topluluk psikolojisi böyle yayılıp insanların ruhlarını ele geçiriyor” denirken, bir yandan da zamanında yaşanan Nazi felaketinin sorumluluğunu toplumdan soyutlayarak “sadece lider konumundaki birkaç kişinin” sırtına yıkıyorlar.

Filmde bir sınıf dolusu öğrenciyi ele geçiren psikolojiyi örnek göstererek;

“Nazi Almanya'sında olanlar toplumun suçu değildi. Toplum bu şekilde bilinçli olarak ele geçirilip istenilen duruma sokuldu. Bunu her zaman her tür topluluğa uygulayarak aynı sonucu elde etmek mümkündür.” düşüncesini bilinçaltına yerleştirip Alman halkını zamanında yaşanan olaylarda kurban gibi göstermeye çalışmışlar.

Tabii ki bu filmi yapan Almanlar eskiden yaşanan korkunç olayları doğru bulmuyordur ama filmde verilmeye çalışılan “masum ve mağdur toplumun bilinçsiz bireylerinin bu konuda ellerinden bir şey gelmezdi.” düşüncesini bu şekilde arka planda vermeye çalışmaları da doğru bir yaklaşım değil.

Sonuç olarak;
Olağanüstü güzel ve mükemmel bir film denilemez. Ama ilginç olduğu ve bulunursa seyredilebilecek kalitede olduğu da inkâr edilemez....

Sinemayla seyircinin bilinçaltına fark ettirmeden nasıl ulaşılabileceğini göstermesi açısından ilginç bulduğum bu filmi bazı yerleri abartılı ve mantıksız olsa da rastlarsanız seyretmenizi tavsiye ediyorum.