27 Mayıs 2011

Oda - Emma Donoghue

Kitabı okudum bitirdim.
Nasıl bir konuyla karşılaşacağımı bilemediğim için New York Times'ın övgüsüne dayanarak büyük bir beklintiyle okumaya başlamıştım.

İlk 20 -30 sayfa bitince kitabın hiç de bahsedildiği kadar övgüye değer olmadığını düşünmeye başladım... (Kitapta kullanılan dil başlarda resmen deli saçması gibi abuk sabuk bir anlatıma sahipti.)

Bir 20 sayfa daha okuyunca yavaş yavaş alışmaya başladım.

Yazar, olayları anlatan üçüncü bir kişi gibi dışardan gördüklerini anlatmak yerine bütün her şeyi romanın kahramanı olan beş yaşındaki Jack'in bakış açısı ve duygularıyla anlatmayı tercih etmişti.

(Beş yaşındaki bir çocuğun dünyayı algılayışı, olayları yorumlayışı, nesneleri tarif edişi ve her anını kendince analiz edip bir şeyler söylemesi tabii ki okuyucuya biraz karışık gelecek ve bir o kadar da anlaşılması zor olacaktır ama burada esas sorun Jack'in normal bir hayatının olmayışı ve yaşadığı sorunlu hayatı algılayışının diğer çocuklarınkine benzememesi...)

Bir şekilde bu sıkıntılı giriş kısmını kavrayıp anlamaya başlayınca çocuğun ve annesinin durumunu da anlamaya başlıyoruz:
Jack ve annesi bir odada hapis tutulmaktadır...

İşin en hassas yeri burasıymış gibi görünse de zamanla anne ve oğul arasındaki konuşmalardan, yaşadıkları olaylardan bu işin bir geçmişi olduğunu çıkarmaya başlıyorsunuz.

Onların daha önceden başına gelenleri ve "dış dünyadan özellikle yalıtılmış" bu odadan kaçmaya çalışmak için girişecekleri gerilimli maceranın ayrıntılarını öğrenmeye başladıkça kitap da gittikçe hızlı akmaya başlıyor...

Romanlar da konu olarak filmler gibi açıklanmaması gereken ayrıntılara sahip olduğu için olayları fazlaca anlatıp işin keyfini kaçırmak doğru olmaz. O yüzden konu olarak en fazla bu kadarını açıklayabilirim ama bu roman hakkında düşündüğüm birkaç şeyi söylememe de engel değil.

İlk olarak kimi yerde okuyucuyu aydınlatmak için çevirmenin Amerikan kültürüne ait bazı özel şeyleri dip notlar halinde sıkı bir disiplinle vermeye çalışması takdir edilecek bir durum...

Ama öte yandan da çevirmenin bazı yerlerde neredeyse bilgisayar gibi motomot çeviri yapıp Jack'in kullandığı çocuksu dili yayının orijinalindeki haliyle aktarması bazı yerlerde paragrafların anlaşılamamasına neden olmuş...

Bu durum özellikle içeriğin zaten zor anlaşılır olduğu giriş kısmında kendini çok belli ediyor, ondan sonra -ki burası artık yazarın içerik tasarımıyla ilgili- çocuğun mantığı biraz daha netleşiyor anlattıkları ve düşündükleri yine çocuksu olmasına rağmen çok daha kolay çözülüp anlaşılır oluyor...

Yazardan kaynaklı bir ikilem olduğu açıkça belli olan bu farklı gidişatın bence en dikkat çekici noktası beş yaşındaki bir erkek çocuğunun birden bilişsel bir sıçrama yapması.

(özellikle çocuğun erkek olduğunu belirtiyorum çünkü bu kadar kısa bir süre içinde, beş yaşına henüz yeni girmiş bir erkek çocuğunun anlayamayacağı veya yapamayacağı şeyleri yapabilmesi romanın tek tutarsız yanı olmuş. Çocuk eğer erkeklerden daha erken geliştiğini bildiğimiz bir kız çocuğu olsaydı çok daha gerçekçi bir yaklaşım olurdu.)

Neyse, olumsuz ufak tefek bir iki şeyi göz ardı edersek öyle böyle derken kitap yavaş yavaş sarmaya başlayıp bir yerden sonra sizi iyice içine çekiyor ve gerçekten kitabın en önemli yerinde heyecanınızı had safhaya çıkararak sürükleyicilik ve gerilim açısından tavan yapıyor.

Yalnız, kitap tamamen bir öykü etrafında dolaşıp gerilimi arttırarak sonrasında olay çözümlemesine giden sıradan bir roman kurgusuna sahip değil.

İşin içinde psikoloji ve insanla modern toplumun dayattığı rollerin getirdiği yapay yaşamın eleştirisi de bulunuyor.

Bir tarafta yalıtımlı gözden uzak ücra bir köşede hapis tutulan anne ve çocuk, bir tarafta toplum kurallarının dayattığı bürokrasinin her türlüsü ve zorunlu insan ilişkileri tarafından kuşatılmış asla özgür kalamayan modern insan var...

Bazı yerlerde yazar bu konuları anlatırken çocuğu ister istemez saf bir ruhun bakışıyla aykırı gördüğü şeyler karşısında filozofça konuşmaya zorlasa da kitabın girişi ve gidişatı bunu biraz zorunlu kıldığı için bazı aşırılıklara sırf bu fikirlerin de verilebilmesi açısından biraz hoşgörüyle yaklaşılabilir...

Girişi zor, gelişme öncesi bölümü “saran”, olay anını yüksek gerilimle tamamlayıp olaylar sonrası sonuç bölümünde ise tansiyonu iyice düşüren kitabı yaz başlarken iyi ve değişik bir seçenek olarak öneriyorum.

Okumaya alışkın biriyseniz pişman olmayacaksınız ama ilk kez bir roman okuyorsanız başlarda biraz zorlanabileceğinizi hatırlatmak isterim.

Doğan Kitap'tan çıkan kitabın fiyatı 18TL