03 Haziran 2011

somewhere [film]

Bir film için yapılacak yorumda “sonra Nasrettin Hoca da; yahu ver şu kaşığı da biraz da biz ölelim, demiş.” cümlesinin açılış için kullanılması ne derece doğru olur bilemiyorum ama bu filmin olayı budur.

Güya; çok ünlü bir sinema oyuncusu olan Johnny Marco'nun hayatı kendisini kollarına atan kadınlardan sıkılarak ve sinema oyuncusu olduğu için de ara sıra röportajlara, ödül törenlerine yetişerek geçmektedir. Lüks otellerin kral dairelerinde kalıp, özel şoförlü lüks araçlarla partiden partiye koşan adamımız, ayaküstü elde ettiği kadınlarla sevişme esnasında uyuyakalacak kadar bu işlerden bıkmıştır.

Baştan söyleyeyim, striptiz ve sevişme sahneleri çok fazla açık olmasa da yine de çocuklarla seyredilemeyecek kadar açık sayılır o yüzden çocuklarla birlikte seyredilmesi doğru olmaz...

Neyse, ben geleyim filmin konusuna;
Ünlü sinema oyuncusunun hayatı dışarıdan bakanlar için çok caziptir ama kendisine sorsanız amaçsız, ruhsuz ve sıkıcı bunaltıcı bir hayatı vardır.

Ünlü olduğu için kadınlar üzerine atlamaktadır ama bu ailesinin dağılmasına neden olmuştur, çocuğu çok becerikli pırıl pırıl bir genç kızdır fakat onunla hiç ilgilenememektedir vs. vs. vs.

Sanatçıların hayatındaki sanatçı bunalımı benim bildiğim yaratıcılık evresinde oluşturmak istediği ortam ve ruh halinin çevreyle uyumsuzluğundan kaynaklanır, burada ise adamın günlük hayatındaki rutin olaylar adamımızı sıkıyor ve kendi hayatını anlamsız bulmaya başlıyor.

Adam kendi hayatını sıkıcı buluyor ama ben esas filmin kendisini çok sıkıcı buldum. Filmi Francis Ford Coppola’nın kızı Sofia Coppola yapmış. Ve anladığım kadarıyla da ünlü bir oyuncunun çocuğu olmak nasıl bir şey diye de geçmişinde yaşadıklarını yansıtmaya çalışmış.

Kimse kimseyi ünlü sinema oyuncusu ol diye zorlamıyor, bu bir...

Bütün ünlü insanlar bir yandan boşlukta amaçsız kalıp bir yandan da gününü gün edip sonra da bundan sıkıntı duymuyor bu iki (ki her türlü yaşam koşulunu koyabilecek durumdayken burada yaşadıkları oyuncunun kendi tercihi gibi duruyor)...

bir de üçüncü ve son olarak şunu söylemek isterim “kimin hayatı büyük amaçlarla ve eğlenceli geçiyor, kim düşlediği kadar mutlu ki?”

Sanatsal bir şeyler yapacağım diye fazla zorlamamışlar ama gereksiz yere anlam yüklemek için her sahnenin önemini vurgulamayı güçlendirmek adına bazı sahnelerde kamera açık kalmış ya da montajda atılması unutulmuş gibi uzatmışlar da uzatmışlar...

Filmin başında ilk açılış sahnesinde filmin kahramanı Johnny son model spor arabasıyla bir pistte dön baba dönelim hiç durmadan döndü durdu... (kafadan o anda anladım bu filmin başarısız bir sanatsal sıkıntı filmi olduğunu ama basiretim bağlandı kapatamadım işte.)

Aslında sembolik olarak filmin başında verilen bu sahne bütün filmi de açıklıyor; her şey hep aynı, nereye gidersen git yine başa dönüyorsun. Belli bir sınırın içine hapsolup kalmışsın, altında en lüks spor araba da olsa yaşadıkların bir süre sonra birbirinin tekrarı olduğu için sıkılmamak elde değil...

Bir dönem aşırı baskı varken Avrupa sanatsal zemininde üretilen her türlü eserin içinde bir şeyi başka bir şeyle gösterip sembollerle açıklama yöntemi geçerli bir tarzdı.

Francis Ford Coppola’nın sanatsal kişiliğini etkileyen bu dönemin eserlerinde bunlara sık rastlanıyor olabilir. Kendisi de bunlardan etkilendiği için konuşma-anlatma tarzı oluştururken ürettiği eserlerde bunları iletişim aracı olarak kullanıyor olabilir ama kızı olan Sofia Coppola'nın aynı dili günümüzde kullanması modern sinema açısından ne derece doğrudur orası ayrı bir konu...

Sonuç olarak;
Bir insanın sıkıldığı anda vücut hareketleri nasıldır, sıkıntıdan ölmek üzere olan bir insan neler yapar, mimikleri jestleri nasıldır. Öğrenmek istiyorsanız bu filmi koyup arkadaşınızı izleyin, çünkü filmi izlemek tamamen zaman kaybı olacaktır. (Böyle bir şeye kalkışacak olursanız yanınıza bol çekirdek almanızı tavsiye ederim, bu filmde sıkıntıdan hiç yemediğiniz kadar çekirdek yiyebilirsiniz.)

İsimlere, filmi yapan ve oynayanlar ünlü mü tanınmış mı diye hiç bakmam, ortaya çıkan işin bende bıraktığı etkidir esas olan. Bu filmin kimseyi etkileyebileceğini sanmıyorum. Siz de vaktinizi harcamayın.