28 Ağustos 2011

Element of crime

Lars von Trier'e bayılanlar beni topa tutacaklar ama filmi hiç beğenmedim...
Her şeyden önce özel bir anlatım şeması oluşturmak için yapay sahneler kurgulanmış olması, konuyla hiç ilgisi olmayan sahne detayları ve diğer ayrıntılar bütün konuyu gölgede bırakmış...
Acayip ve gereksiz bir trikromik kahve tonu izbe odaları lağımlı sokakları pis insanları ve karanlık dehlizleri gereksiz bir gizeme sokmuş ama bunların hiçbiri konuyu destekleyen öğeler değil.
Tamam, hakkını vermek gerekirse değişik çok değişik kamera açıları, özel olarak tasarlanmış sahne kurgusu bazen sanatsal görüntüler ortaya koyuyor ama film nerede, anlatılan şeye heyecan merak ya da farklılık katıp düşündürüyor mu bütün bunlar? Hayır!
Çok iyi bilinen bir dedektiflik öyküsü; yine çok sıradan ve uyduruk bir konu olan "bütün yapılanlardan haberi olmadan ikinci kişiliğinin işlediği cinayetleri çözmeye çalışan çift kişilikli polis" öyküsünü ne kadar süsleyip püsleyerek ne kadar sanatsal sahneler yaratıp “işte sinema!” deseler de ben bir seyirci olarak bundan hiç memnun olmadım.
Her şeyin özü iyi bir hikayedir, bu hikayeyi aktarmak için kullandığın yöntem sinema olabilir ve bu aktarma sırasında kullandığın malzemeyle o filmi bir sanat eserine çevirirsin. Sanat eseri yaratacak sinema teknolojisine sahipsen bunu kullanman için elinde iyi bir öykü olmalı yoksa anlamsız ve sadece kendini tatmin eden bir iş yaratırsın ki bu film de işte öyle içi boş kendi gösterişli uyduruk bir şey olmuş. Harcanan emeğe yazık.
Filmi ben sevmedim, gereksiz sevişme sahneleri, gereksiz ceset görüntüleri, gereksiz konuşmalar ve gereksiz “sahnelere fon olsun” diye oraya buraya serpiştirilmiş ayrıntılar sizi de sinir etmesin, onun için filmi tavsiye etmiyorum...