05 Ekim 2011

Ayfer Tunç - Harflere bölünmüş zaman

Ayfer Tunç'un daha önceden okuduğum kitapları gibi bunu da bir solukta bitiriverdim :) keşke böyle edebiyat sohbetleri gibi konuları ciltler dolusu yazsa da biz de hiç durmadan okusak.

"Harflere bölünmüş zaman" eğer okuma ve yazmayla yakından ilgiliyseniz hoşunuza gidebilecek bir kitap.

Tunç, bu eserinde "okur-yazar ilişkisinin değişen dünyayla hangi konuma taşındığı"nı anlatan birbirinden güzel denemeleriyle göz doldurup zihinleri okşarken; el yazısı karakterlerinden tutun da yazı ve yazarlığın tüm alanlarına ilişkin edebi çeşitlerin birbiriyle olan bağlarına kadar birçok tanımlamayı da harika bir şekilde kişiliklere büründürüp yüzünüzde küçük gülümsemeler yaratıyor.

Mesela "El yazısı" başlıklı denemesinde herkesin kendine özel bir el yazısı olduğunu anlatırken arada şöyle bir şey demiş;

".........Kimileri sıkışık, bitişik yazarlar, en yuvarlak harflerde bile bir köşelilik, bir sinirlilik hali okunur. Bazısı (çocukken ve gençken) büyük-küçük bütün i’lere, ü’lere nokta yerine yuvarlak koyar, arızalı bir neşe okunur yazıda, insan yazının dibinde çiçek böcek resmi arar."

Şimdi gel de bundan hoşlanma :) gel de beğenme...

Bir de yazarın birbirinden güzel öyle "Öykü", "Deneme", "Oyun", "Senaryo", "Anı", "Biyografi" tanımlamaları var ki; edebiyatın bu türlerini yazarın yaptığı açıklamalarla gerçekten insani kişiliklere bürünmüş gibi görüyorsunuz.

Ben kitabın okuma- yazma, okur-yazar, yazar-edebiyat ve hayat ilişkisi içinde olan bütün konularını büyük keyif alarak okudum.

Ama iş "Edebiyat ve yazarların kendine edindiği konular"ın değerlendirildiği bölümlere gelince tabu olan "Anne" üzerine yazılmış uzun bölümden (Özellikle Leyla Erbil üzerine olan uzun yazıdan) biraz sıkıldım. (Yine böyle uzun olmasına rağmen Sabahattin Ali'nin öykücülüğü ve çözümlemelerinin anlatıldığı bölümde ise hiç sıkılmadım.)

[Keşke aralarda şu gözüme çarpıp beni rahatsız eden ünsiyet, maraz, kunt gibi kelimeler olmasaymış diyeceğim ama o kadar da olacak artık, neyse...]

Sonuçta genel olarak değerlendirmem gerekirse, Kitap; Ayfer Tunç'la karşılıklı geçmişiz de edebiyat ve yazarlar üzerine muhabbet ediyormuşuz gibi harika bir hava yaratıyor. Bu yüzden hem yazarı hem de yazdıklarını samimi buldum, hoşuma gitti.

Edebiyat dünyasının ayrıntıları belki normal bir okurun ilgisini fazla çekmeyecektir ama bunlar üzerine düşünmeyi ve öğrenmeyi seven kıdemli okur-yazarların kitabı beğeneceğine eminim.

Bir yazar dünyayı nasıl gözlemler, neyi nasıl neyin etkisiyle yazar, yazarlar arasındaki farklılıklar benzerlikler, yazma eylemi ve isteğinin oluşması gibi konularla oradan oraya hızlı geçişler yapan yazarı "Okumaya meraklı" herkese tavsiye ediyorum.

Çünkü; barındırdığı güzel ayrıntılarla bu tür içinde okunmaya değer güzel bir eser olan "Harflere bölünmüş zaman" edebi dünyayı yorumlamasının yanında kendi yazarının dünyasını da okuyucusuyla buluşturuyor.

(Ayfer Tunç'un "Bir deliler evinin yalan yanlış anlatılan kısa tarihi" isimli romanı için yazdığım yazıya bu linkten ulaşabilirsiniz; http://karelidefter.blogspot.com/2010/10/bir-deliler-evinin-yalan-yanlis.html)