12 Ekim 2011

Serdar Özkan - Kayıp gül

Metrobüsteki reklamlarda görünce ilgimi çekmişti geçenlerde elime geçince iki üç günde yavaş yavaş inceleye inceleye okudum...

Kitapta öncelikle en çok dikkatimi çeken şey sanki özellikle batı kültürü için sipariş edilmiş gibi olmasıydı.

Bende böyle bir duygu uyandıran şey ise isimlerin ve yerlerin yabancı olmasından çok; romana ait kurgunun temelindeki klasik yapıyla birlikte giriş gelişme sonuç bölüm bağlantıları için geçişlerde okuyucuya "daha sonra açıklanacağı" özellikle hissettirilen ipuçları gibi ayrıntıların ustalıkla yerleştirilmiş olmasıydı...

Bütün bunlar, kitabın mekanik yapısı için çok uğraşıldığını açıkça belli ediyor ama sonuçta alışık olduğumuz bir Hollywood filminin senaryo iskeletini de andırmıyor değil...

Fakat romanın işlediği konu bu şekilde "batı kültürünün sanatsal kalıpları"na göre profesyonelce hazırlanmış olunca bizler için biraz yapay kalıyor.

Bu yapaylığı hissederek konuyu takip ettiğinizde de roman içindeki birçok şey inandırıcılığını kaybediyor.

Şimdi de oraya gelelim;
Doğu kültürüne ait ruhani öğelerin "dünyadaki sembolik nesnelerle eşleştirilip" sonra da bunları "mantığımızda gerçekten öyleymiş gibi doğrulatmayı" amaçlaması felsefi açıdan her zaman uygulanan bir yöntemdir.

Tamam, bunun için bir eleştirim olamaz ama kitabın kahramanı olan genç kızın bütün anlatılanları harfiyen kabül edip ona göre tercihler yaparak gerçek kişiliğini bulma yolunda kat ettiği mesafeyi kabullenmek bana biraz gerçek dışı geldi.

Bir romanın kahramanı davranışlarıyla gerçek dışı gibi gelmeye başlayınca da romanın tamamı için aynı şeyi düşünmeye başlıyorsunuz, anlatılanlar ve anlatım şekli ne kadar profesyonelce olursa olsun fazla inandırıcı gelmiyor.

Yeri gelmişken şöyle üstten bir romanın konusunu anlatmakta fayda var;
Diana adında Amerikalı genç ve zengin bir kız var. Annesi ölünce dünyada yapayalnız kaldığını düşünüyor ama annesinin "öldükten sonra açılmak üzere" bıraktığı mektupları okuyunca aslında babasının ölmediğini ve bir de ikiz kız kardeşi olduğunu öğreniyor.

Kız kardeşiyle son zamanlarda temasa geçen annesinde kardeşinin yazdığı dört tane mektup da vardır ama bunlardan hiçbirinde adres ya da telefon yoktur.

Diana kız kardeşinden gelen mektupları okuyunca bir şekilde onu bulmak için harekete geçer ve kız kardeşini ararken tanıştığı insanlarla yaptığı konuşmalar işin içine çeşitli sırlar katmaya başlar.

Bunlardan en önemlisi İstanbul'da bir otel işleten Zeynep Hanımdır.

Diana, Zeynep Hanımla tanışınca doğu kültürünün temelini oluşturan dini bilgilerin özü sayılan "iman etme ve kabüllenme"yi öğrenmeye başlıyor.

Fakat Zeynep Hanım bu itikadi felsefeyi güllerle, ruhlarla ve çeşitli kıyaslamalarla dolaylı yollardan (devamlı ima edilen şekilleriyle) ele alıp anlatıyor...

Diana bu felsefenin ilkelerine vakıf olmaya başlayınca; bu zamana kadar çevresindeki insanlara göre yaşadığını, gösterişli ve maddi bir hayat yaşadığı için de annesine ruhen yaklaşamadığını hissediyor...

Daha sonra Amerika'ya döndüğünde de bütün bunlardan kurtularak manevi değeri olan bir hayat yaşamanın en doğrusu olduğuna ikna oluyor...

Tabii ki benim burada yazarın romanında kahramanları aracılığıyla yarattığı dünya içinde yaşananları eleştirmem doğru olmaz.

Sonuçta hepsi bir kurgudur ve bunların tamamını birleştirince romanın takip ettiği konu dışında doğal olarak yazarın okuyucuya iletmek istediği bir ana fikir de olacaktır.

Bu ana fikri besleyen "dini inanca sahip olmanın manevi açıdan destek sağlayacağı düşüncesi"nin  romanda işlenmesinde bir gariplik yok ama "son yıllarda moda olan kişisel gelişim içerikli kitapların mantığıyla işlenmiş bir romanda" kullanılması "hafif dozda mistik felsefi öğelere itirazı olmayan batılı okurlar" için kitabın özellikle bu şekilde yapılandırıldığını da düşündürmüyor değil.

Her şeye rağmen hem teknik açıdan hem de "günümüz dünyasına ters düşmeyen" kültürel ve manevi içeriğiyle okunabilecek bir roman olduğu için alınabilecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

Ben okumasam da olurmuş ama; Özellikle roman içinde edebi açıdan yapılan benzetmeleri çözüp kavramak, dini yönden tasavvuf felsefesine meraklı olan gençlerin ilgisini çekebilir.