21 Aralık 2011

Onlarlaydım ama onlardan değildim - Cüneyt Özdemir

Cüneyt Özdemir'in "muhabir gazeteci" kimliğiyle kaleme aldığı kitabı, Irak Savaşı sırasında bütün dünyanın tartıştığı konulardan biri olan "İliştirilmiş (embedded) gazeteciler"i enine boyuna inceleyip tüm yönleriyle gözler önüne seriyor.

Amerikan medya ve kamuouyunda çok tartışılan bu konuyu bizden biri olarak savaş alanında "iliştirilmiş" gazeteci kimliğiyle bizzat yaşayıp gözlemleyen Özdemir konunun ince detaylarını aktarırken kimi yerde edebiyatçı kimliğiyle duygularını da işin içine katmaktan çekinmemiş.

Kimi yerde bu işin iyi kötü yanlarını, kimi yerde görev sırasında yaşadığı benzer durumları hatırlatan eski olayları, kimi yerde de hiç umulmayacak kadar sert siyasi eleştiriler yaparak kitabı okuyanların ilgisini canlı tutan yazar bizleri de olayların içine çekebilmeyi başarmış.

Kitabında yazdıklarıyla herhangi bir kurumu, ülkeyi ya da mesleği kötüleme niyetinde olmadığını, istediğinin sadece bir muhabir olarak tanık olduğu şeyleri aktarmaktan ibaret olduğunu belirten Özdemir bizlere kameraların kaydetmediği, haberlere yansımayan ABD ordusunun yemekhanesinden tuvaletlerine kadar ayrıntılar sunarken Amerika'nın varoşlarından gelen askerlerin Ortadoğu'da katıldıkları bu savaşta neler hissettiklerini de yazmayı ihmal etmemiş.

Amerikan ordusunun bir ülkeyi işgale giderken yanında götürdüğü gazetecilere "uyguladığı ambargolar dahilinde haber yapmasına izin vermesinin" savaş muhabirliğini nasıl kısıtladığını okurlara aktaran Özdemir savaştan çok savaşanları tanımlamaya onların ruh halini yansıtmaya çalışmış.

Savaş filmlerini andıran sahnelerin benzerlerini birebir savaş alanında yaşayan Özdemir "bu durumun kanıksanmasının ve her şeyin normal gibi algılanmasının ardında yatan gerçeği" Amerikan kültürünün II. Dünya Savaşı sonrası bütün dünyayı işgal etmesine bağlayarak içimize işleyen bu kötü olguyu da Hollywood sendromu olarak doğru yorumluyor.

Bir sürü sıkıntılı aktarma, uzun süren bekleme, imkânsızlıklar içinde kendi mesleğinin cilveleriyle uğraşma ve içinde bulunduğu durumu çevrenin tüm etkileriyle birlikte değerlendirme kolay bir iş değil, hele hele bir de bunu bir "Doğulu gözüyle" Batı'nın en güçlü ordusu içinde görevliyken yapmak gerçekten zor olsa gerek.

Fakat buna rağmen Özdemir hem işini gerektiği gibi gerçekleştiriyor hem de fazladan eskiye dönük olay ve hikâyelerle, görüş ve açıklamalarla kitabını süslüyor.

Kitapta geçen hikâyelerden birini aklımda kaldığı kadarıyla özetlemek istiyorum;
Yine bölgede görevliyken (bu sefer de Irak'ın Kuveyt'i işgal ettiği yıllarda) Kuveyt'ten kaçırılan sanat eserleri arasında Picasso tabloları yer alıyormuş. (2000'li yılların başlarında gazetelere konu olan İstanbul'da yakalanan sahte Picasso tabloları konularını sizler de hatırlayacaksınızdır)

İşte yine öyle bir Iraklı asker Kuveyt'te bir müzeden ya da saraydan nasıl ele geçirdiyse bir Picasso tablosunun çerçevesini kesip tablonun kendisini oluşturan bez kısmı katlayıp saklıyor ve Irak'taki evine gidip tabloyu odasına gizliyor.

Sonra Kuveyt'teki birliğinin yanına dönen bu asker, savaş bitip de geri döndüğünde evde garip bir şeyle karşılaşıyor; Annesi saklanan bu tabloyu bulunca bir anlam verememiş ama oğlu bunu yüksek bir yere gizlediğine göre kutsal bir şey olmalı diye düşünüp seccade olarak kullanmaya başlamış... Tabii ki bunu da Özdemir bu konuyla ilgili haberlerin yapıldığı zaman kendisine anlatanlardan duymuş, ne kadar doğru ne kadar abartı bilimeyiz.

Neyse işte, ben kitabı sıkılmadan okudum, ayrıntılarını gözümde canlandırmaya o sıkıntı verici ortamı anlamaya çalıştım. Kitap bir roman ya da edebi bir başyapıt değil haliyle ama mesleki tecrübeleri ve yakınımızda cereyan etmiş, bizi de derinden etkileyen dünya çapındaki bir olayı içeriden yazan birinin söylediklerine de kayıtsız kalmamamız gerekiyor diye düşünüyorum.

Son Amerikan birliklerinin Irak'tan çekildiği şu günlerde savaşın başlangıcını ve olup biteni biraz daha derinden kavramak için okunabilecek olan " Onlarlaydım ama onlardan değildim"i konuya ilgisi olanların merakla okuyacağını tahmin ediyorum. Hele hele muhabirliğe ve savaşlara karşı bir ilginiz varsa mutlaka okumalısınız diyerek bu kitap hakkında yazdıklarımı burada bitiriyorum.

Doğan Kitap'tan çıkan eserin baskısı tükenmiş ama internetten sipariş verebileceğiniz sitelerden bulmanız mümkün, 275 sayfalık kitabın fiyatı 15 TL.