18 Ocak 2012

50/50 [film]

İsmine ve iddiasız afişine bakınca “Farklı bir soygun filmi, ganimeti de yarı yarıya paylaşmak üzere anlaşıyorlar ama sonra sorun çıkıyor, hesaplaşıyorlar.” diye düşünmüştüm :) halbuki tamamen farklı bir konusu varmış...

27 yaşındaki bir radyo programı yapımcısı sırtı ağrıyınca doktora gidiyor ve kanser olduğunu öğreniyor.

Filmdeki diyaloglarda; saf ama kurnaz (ve kaba) arkadaşının çok düzeysiz konuşmalarıyla düşündükleri gibi samimi bir hava yaratmak istemişler ama samimiyet şöyle dursun tam aksine yapay ve çok basit bir ortam yarattıkları için film de çok düzeysiz olmuş...

Filmde gerisi çok uyduruk bir şekilde devam ediyor; kanser hastası olan adamı sevgilisi terk ediyor, adam gittikçe bunalıma giriyor, görüştüğü psikolog kadınla yakınlaşıyor sonra ameliyat oluyor vs. vs.

(Bu hastalıktan kurtulma şansı yüzde elli diye öğrendiği için şansının yarı yarıya olduğuna gönderme yapma amacıyla da filmin ismi fifty fifty yani 50/50 koymuşlar.)

Ne teknik bir özellik var ne de güzel bir sahne, yaratılmak istenen duygusallık da izleyiciyi tatmin etmiyor. Gereksiz yere boş boş küfürlü, açık saçık, abuk sabuk diyaloglar insanın sinirini bozmaktan başka bir şeye yaramıyor. Film başka bir yerden yaklaşılsa belki normal ve izlenilebilir orta kaliteye yaklaşabilirmiş ama onun da pek önemi olmazdı diye düşünüyorum.

Filmde canlandırılan kanser hastası karakteri ile yanındaki seviyesiz ve densiz karakterin gerçek hayatta yakın arkadaş olmalarının mümkün olamayacağını bu filmi yapan ekipteki hiç kimse niye düşünmemiş bilemiyorum.

Neyse işte...

Vakit kaybından başka bir şey değil. Basit ve sıradan bir iki duygu sömürüsü yapan sahne için izlemeye değmez.