16 Ocak 2012

BAŞLAT (Ready player one)

Çok harika, müthiş heyecanlı ve çok sürükleyici bir bilimkurgu kitabı olan "Ready player one"ı iki üç gün içinde büyük bir merak ve beğeniyle (çocuk gibi içim içime sığmayarak) okuyup bitirdim.

Çok iyi seçilmiş bir konunun gerçek yanlarını ayrıntılarla süsleyerek geleceğe taşıyıp kurgulayan roman, okuyucuyu kitabın en başında avucunun içine almayı başardığı için okurken hiç sıkılmadan büyük bir hızla ilerliyorsunuz.

[Ayrıntılara ve konuya tam olarak geçmeden önce söylemek istediğim bir iki şeyi söyleyip ondan sonra devam etmek istiyorum.]
Öncelikle; ismini benim verdiğim yayınevinden böyle güzel bir kitabın çıkmasına çok memnun oldum. (Tamam, başka güzel kitapları da vardır elbette ama açıkça söylemem gerekirse şu son dönem moda olan vampirlerin aşk maceralarıyla dolu fantastik şeyleri gördükçe üzülmüyor da değildim.)


Neyse işte sonunda doğru yolu bulup :) böyle mükemmel bir bilimkurgu kitabı yayınladıkları için emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. (Kitabı bana "Sen böyle şeyleri seversin, mutlaka oku!" diyerek öneren Esen'i gidip bizzat öptüğümü de belirterek yazıma devam edeyim)

Gelelim şimdi kitaba;
Bilgisayarların gelişip iş dünyasının tekelinden çıkarak "kişisel oyuncaklar"a dönüşmesinin ardından, teknolojiyi (özellikle bilgisayarları) seven herkes bir şekilde bilgisayarında oyun oynamıştır.

Tabii ki bunu abartıp bütün hayatını bilgisayar başında oyun oynayarak geçirenler olduğunu da biliyorsunuzdur. İşte kitabımız bu tipteki insanları konu eden ana tema üzerine başarıyla oturtulmuş bir bilimkurgu eseri.

80'lerin başından itibaren gelişen bilgisayar teknolojisi bilgisayar oyunlarının gelişmesini de beraberinde getirdi. Bu daha karmaşık bir programlama becerisi, daha gelişmiş grafikler ve doğal olarak daha zor oynanan karışık ama bir o kadar da daha gerçekçi oyunların çıkmasını sağladı...

Şu anda hızla gelişen bu teknolojiye yakından tanık olan bir iki nesil 20-30 yıl sonra neler olabileceğini ve oyun teknolojisinin "üç boyutlu sanal gerçeklik ortamında oynanan eş zamanlı çok gerçekçi oyunlar"a doğru gelişeceğini çok iyi tahmin edebiliyor.

Parzival de bu ilerisi için öngörülen zamanda yaşayan bir genç ve romanımızın baş kahramanı.

2040'lı yıllarda çocuk ya da genç olmak çok zor çünkü bütün enerji sistemiyle birlikte ekonomi çökmüş, dünya kaosun ve çevre felaketlerinin eşiğinde büyük bunalımlar geçirmektedir.

Parzival de bu ortamın bütün kötü şartlarından etkilenmiş bir gençtir ve hayatın zorlukları içinde sürüklenmektedir. Diğer gençler gibi o da bilgisayar bağımlısıdır, sosyal hayatı sıfır olmasından başka okul hayatını bile internet üzerinden sürdürmektedir.

Dış dünyayla arası iyi olmadığı için bilgisayar similasyonu içinde yaşamayı daha ilginç ve eğlenceli bulan kahramanımızın günleri sıkıntı içinde geçmektedir.

Fakat Parzival'in bu tekdüze hayatı "Oasis isimli sanal dünyanın kurucusu (Halliday) ölünce yayınlanan videoyla" değişecektir.

Çünkü Oasis sisteminin sahibi herkese açık bir yarışma düzenlemiştir ve ardında bıraktığı inanılmaz servet de bu yarışmayı kazanan kişinin olacaktır.

Sanal ve gerçek dünyada bilgisayar oyunlarının tutkunu olan Parzival bu altkültüre oldukça aşinadır ve üç aşamalı yarışmanın birinci ayağını çözmek için bir ipucu yakalamıştır.

Sanal dünyadaki arkadaşları ile yarışmayı kazanmak için büyük bir maceraya atılacak olan Parzival tüm bilgi ve yeteneğini ortaya dökecektir ama sanal dünyayı ve hatta gerçek dünyayı ele geçirmeye çalışan "Altılılar" Parzivalin yeteneğinin farkına varınca oyunlardakinden daha heyecanlı, ölümüne bir sürek avı başlayacaktır.

1984, Matrix ve diğer bilimkurgu yapıtlarının klasik "birey ve sistem", "özgürlük ve modern kölelik" karşıtlıklarının başarıyla bu eserde de kullanıldığını görüp "doğru"dan yana olmamak ve oyuna iyinin yanında yer alarak bu heyecana katılmamak mümkün değil.

Başlat, bir bilimkurgu macera olmasına rağmen edebi tanımlamalarıyla yarattığı atmosfer sayesinde "herkesi geçmişte bir yerlerden" yakalayabilecek [".....Halliday’in bütün gezegeni, nereye giderseniz gidin ya da gezegenin neresinde olursanız olun, her zaman 1986’nın mükemmel bir sonbahar öğleden sonrasını yaşayacağınız şekilde kodladığını biliyordum." cümlesinden olduğu gibi] ayrıntılarla da dikkat çekiyor.

Yaşınıza göre çocukluğunuzda ya da gençliğinizde bir şekilde 80'lerin ve yakın zamanının bilgisayar oyunlarının, fantastik kahramanlarla dolu çizgifilm, dizi ve filmlerinin hatta müzik parçalarının, oyun konsollarının sizde de bıraktığı küçük anılar varsa bu romana bayılacaksınız.

Çok yakın bir zamanda filmi de çevrilecek olan eserin "kült" olacağından hiç şüphem yok.

Kitabı bilimkurgu severlere, macera kitaplarından hoşlanan 50 yaş altındaki genç zihinlere, farkında olmadığı yakın geçmişteki bilgisayar ve oyun kültürüne yabancı olup da bir dönemi ve ileride gideceği noktayı merak edip öğrenmek isteyenlere mutlaka öneriyorum. [Bu kitabın yazarı Ernest Cline'ın senaryosunu yazdığı Fanboy isimli filmi bulmak için de yazımı burada noktalıyorum :)]

(DEX Yayınları’ndan çıkan 516 sayfalık kitap 21 TL)