31 Ocak 2012

Kör uçuş - Gültekin Yazgan

Caddenin başında mendil ya da sakız satan kör adamın nasıl bir hayatı olabilir? Ya şu sabahtan akşama kadar saz çalarak 5-10 lira kazanmaya çalışan ileri derecede görme özürlü için ne düşünüyorsunuz?

Körleri; ne yaparsa yapsın bir başkasına ihtiyaç duyan, yanında biri olmadan hayatını devam ettirmesi neredeyse imkânsız, olsa olsa en fazla sokaklarda avuç açan acınası insanlar olarak görüyorsanız yanılıyorsunuz...

Bu şekilde olmasa da benim de bazı ön yargılarım vardı ama bu kitabı okuyunca bütün bunları bir çırpıda silip attım. Hayata ve olaylara farklı şekilde bakmamızı sağlayan, sahip olduğumuz fikirleri değiştirip ön yargılarımızı yıkan böyle kitaplara bayılıyorum. O yüzden bu kitap çok önemli...

Kitabın yazarı Sayın Gültekin Yazgan'ı böyle bir eseri bizlere sunduğu için canı gönülden tebrik ediyorum. Hem yazdıkları çok kıymetli hem de anlatım dili ve Türkçesi mükemmel, söyleyecek tek kelime bulamıyorum.

Sayın Yazgan "Kör uçuş" isimli kitabında; 11 yaşında kör olduğu günden itibaren karşısına çıkan zorluklarla nasıl mücadele ettiğini anlatıyor ama ne anlatma, ne mücadele, ne hırs, ne azim... Sanırım kitabı okuyunca bizler bu mücadelenin anca binde birini anlayabiliyoruz.

"Ben kör olsam evin bir kenarında oturur, önüme bir tas yemek koyarlarsa şükran duyar, ‘kaderim buymuş’ diyerek olan biteni kabullenirim." diye zaman zaman aklıma geldiği olurdu. Meğer ben ne kadar tembel, ne kadar çabuk pes eden, ne aciz bir insanmışım... işte bunları "Kör uçuş"u okuyunca anladım.

Sayın Yazgan'ın başına da böyle bir şey geliyor ama asla ve asla bir kenara çekilip hayatı boyunca başkasının eline bakmayı kabul edemiyor.

Elektrik şöyle dursun kağıt kalemin bile zor bulunduğu 1940'lı yıllarda azmedip körler alfabesini, on parmak daktiloyu, İngilizceyi öğreniyor... İlkokulu ortayı liseyi okuyup birincilikle bitirmek yetmiyor üniversiteyi (hem de hukuku) bitirip avukat oluyor... Avukat olmayı yeterli görmüyor ticaret hukuku, tarih, coğrafya öğretmenliği yapıyor. Milli Eğitim Bakanlığı için ders kitapları hazırlıyor... (Tabii bunlar için ne zorluklar yaşayıp ne mücadeleler veriyor onları ayrıntı şekilde kitapta bulabilirsiniz.)

Yazgan, eğitim ve öğretim hayatının dışında da çok faal ve becerikli bir insan; mandolin, keman çalıyor hatta bunlarla yetinmeyip evlendiği gün düğününde Komparsita yerine çalınması için eşine armağan etmek üzere beste yapıyor.

Ve tabii ki tüm bunları öğrenip uygulayacak kadar bilgili ve kültürlü biri olan Sayın Yazgan diğer körlere yardımcı olmayı da ihmal etmiyor. Ama bir iki kişinin elinden tutup bir iki derneğe üye olarak yapılacak şeylerin yeterli olmayacağını düşünerek Altı Nokta Körler Cemiyeti'ni kuruyor.

Başka ülkelerdeki imkânların bizim ülkemizdeki körlere de sağlanması adına yasal düzenlemeler için görüşmeler yapıyor, yabancı ülkelere gidip iş imkânlarını ve eğitim koşullarını inceliyor, öğrendiklerini tüm çabasıyla herkese iletip göstererek buradaki insanları aydınlatmaya çalışıyor.

Çevresini, insanı ve hayatı coşkuyla seven; herkese yardımcı olup bunu kurumsallaştırarak tüm körlerin istifadesine sunan Sayın Yazgan, kitabında okuduğum zorlu hayatıyla gerek kendi örnek kişiliği gerekse insanlara yaptığı yararlı şeylerle benim için bu ülkenin en büyük insanlarından biri oldu...

Bugüne kadar Gültekin Bey'in hayat hikáyesi nasıl olmuş da film yapılmamış bilmiyorum ama en kısa süre içinde konunun daha fazla insana ulaşması için biri bu işe soyunmalı diye düşünüyorum.

Kitaba dönecek olursak; Hayata daha sıkı tutunmak için ipuçları içeren gerçek olayları, görme özürlüler için iş imkânlarının neler olabileceği ve bunların nasıl oluşturulup düzenleneceğini de yazan Sayın Yazgan; aşıladığı yaşama azmi ve psikolojik destekle çok büyük bir iş başarmış.

Doğan Kitap'tan çıkan bu eser sayesinde Gültekin Yazgan Bey gibi üstün bir insanı tanımaktan duyduğum memnuniyeti anlatamam.

Biz "gören körlerin" hayatı ne kadar boşladığını, eğer istersek (şartlar ve durum ne olursa olsun) herşeyi değiştirmenin "insanın kendi elinde olduğunu" görebilmesi için "Kör uçuşu" mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.

Bu kitabı okuyup bitirince hem yazılanlara hem yazarına hayranlık duyarak başkaları da öğrensin diye az önce okuduğunuz tanıtım yazısını yazmıştım. Fakat (dün) yazıyı Karelidefter’e koyacağım sırada Gültekin Bey’in vefatını öğrendim ve çok üzüldüm. Böyle yüce gönüllü vefakâr bir insanı kaybetmenin üzüntüsüyle ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin.