22 Şubat 2012

I'm not there [film]

En baştan söyleyeyim; görüntü estetiği olarak iki saat boyunca izleyeceğiniz her sahnesi ayrı güzel fakat içerik olarak konuyla ilgisi olmayanı büyük ölçüde sıkacak bir film.

Biliyorum söyleyeceğim şeyi hiç kimse yapmayacaktır ama bana göre bu film sesi kısılıp altyazısı kapatıldıktan sonra fonda çalan bir Best of Bob Dylan cd'si eşliğinde izlenmeli... Çünkü bu filmden ancak bu şekilde zevk alınabilir.

Şimdi gelelim filme; film Amerikan protest ve aktivist akımları içinde 60'larda ve 70'lerde bir hayli hayranı olan folk müzik şarkıcısı Bob Dylan'ın bir biyografisi fakat çalışma olarak epey farklı bir biyografik deneme.

Neden farklı bir biyografik deneme? Açıklayayım...

Bir sanatçının yetiştiği ortamı, siyasi çevresini, ailesini, arkadaşlarını, aşklarını, skandallarını, yapıtlarını ve ruh halini veren biyografileri bilirsiniz... Bunların bazısı iyi bazısı kötü olur ve klasik bir anlatım biçimi vardır, seyirci de ya beğenir ya beğenmez... ama bu filmde Bob Dylan'ın hayatı sinemaya öyle bir aktarılmış ki işin sinema kısmında gerek yönetmen, gerek senarist ve özellikle görüntü yönetmeni üzerine düşeni fazlasıyla iyi bir şekilde yapmış. Yani perdedeki görüntüleri, görüntü estetiğini, kurguyu ve anlatımdaki özgünlüğü seyircinin beğenmemesi neredeyse mümkün değil ama içerik için ne yazık ki aynı şeyi söylemek çok zor.

Peki bu neden böyle?

Çünkü film Bob Dylan hakkında bir biyografi olmasına rağmen bırakın Bob Dylan'ın kendisini adamın ismi bile bir kez olsun filmde geçmiyor.

Dylan'ın temsil ettiği kesimden insanları sembolize eden altı farklı karakter film boyunca Dylan'ın sanatçı kimliğini oluşturan altı dönemi farklı insanlar üzerinden seyirciye aktarmaya çalışıyor...

Bu karakterlerin yaşadığı çevre ve dönemlerdeki siyasi olayların arka planda gösterilmesiyle film Dylan'a yakışır politik bir çizgiyi de sorumluluğu içine almış ama bütün bunlar da filmi bizim gibi insanlar için karmakarışık ve anlaşılması ya da takip edilmesi zor bir sinema eserine çevirmiş.

Çünkü ülkemizde Bob Dylan'ı tanıyan onunla ilgilenen insanlar bulunuyor olsa da Dylan'ın Amerika'daki sendikacıların yanında yer alarak giriştiği siyasi protest tavrı yakından takip edip şarkı sözlerini tam manasıyla Amerikan folk müziği içindeki konumuyla birlikte çözümleyebilecek babayiğitlerin sayısı oldukça düşüktür diye düşünüyorum...

Kamera kullanımı, montaj, kolaj, renkli siyah-beyaz görüntü geçişleri vs. çok güzel ama iki saatlik film bitince adam neyi kimi protesto etmiş kim kimle ne yapmış Dylan'ı kimler seviyor ne için seviliyor ne olmuş ne bitmiş sadece bu filme bakarak anlamak mümkün değil.

Dediğim gibi sinema açısından görüntü estetiği olarak güzel fakat içerik ve akan konu takibi açısından anlaşılırlığı sanatsal kaygılar yüzünden zorlaştırılmış bir film...

Bütün bunların ışığında son söz olarak Bob Dylan hayranı değilseniz sıkılırsınız fakat sinema ile ilgili teknik işlerde çalışıyorsanız konuyu gözardı edip izlediğinizde güzel bulabilir farklı bir estetik görüş kazanabilirsiniz. Beni soracak olursanız, çok sıkıldım ve filmi de kimseye önereceğimi sanmıyorum...