06 Şubat 2012

La teta asustada - milk of sorrow [film]

İspanya Kültür Bakanlığı Katalon Kültürel Ürünler Enstitüsü tarafından desteklenen, Oscar adayı, Berlin Film Festivali’nden ödül de almış olan bu film için “Ağır konulu güzel ve farklı bir şey olur...” diye boşuna ümitlenmişim... meğer İspanyolların filmi yaptırmalarının nedeni Peru'yu ve Peru insanını, haliyle Latin Amerika Kültürünü aşağılayıp küçük düşürmekten başka bir şey değilmiş. (Utanmadan bir de bunun için dünya kültür fonundan da para almışlar. Kim kimi destekliyor kim ne için neye destek oluyor böyle şeyler sayesinde çok iyi anlaşılıyor.)

Zamanında kıtalar aşıp oradaki insanları sömürgeleştirerek yüzyıllarca acı çektirdikleri yetmiyormuş gibi günümüz dünyasında da insanların yakasını bırakmıyorlar.
[İspanyollar kültüre bu kadar meraklıysa (milattan önce 20.000 yıla kadar giden İnka tarihini köklerinde barındıran bu insanlara) İspanyolların Peru’yu işgal ettiği süre boyunca yaptıkları vahşetin belgeselini çekselermiş de onu seyretseymişiz... neyse işte ben de dayanamayıp boşu boşuna sinirleniyorum böyle şeyleri görünce...]

...konuya geçeyim;

Peru’nun başkenti Lima'da (gecekondu semti bile sayılamayacak kadar sefaletle içiçe baraka evler mahallesinde) bir kızın annesi ölür. Kız, annesinin cenazesini köyüne götürmek ister ama bunun için parası yoktur. Çalışıp para biriktirmesi için kızın bir işe girmesine yardımcı olurlar...

Hizmetçi olarak çalıştığı yerdeki evsahibi piyanist kadın bu zavallı fakir ve cahil kızın söylediği şarkıları alır kendi bestelemiş gibi konserde çalar. Sonra da kızı başından atar... (bu arada da cenaze evde yattığı yerde beklemektedir...)

Seyirciye çeşni olsun diye evlilik törenleri, hastaneler, gecekonduların arka sokakları, insanların normal dünyaya kıyasla kalitesiz basit zevkleri gösterilirken bir yandan da genç kızın batıl inançla yıkanmış beyni, laf arasında terör olayları, halkın cahilliği verilip duruluyor.

Bütün Peru böyle mi, bütün Peru kültürü böyle mi? Bir ülkeye ve insanlarına bu kadar haksızlık yapılmaz, o yüzden filmi çok taraflı ve yanlış yönlendiren özelliklerinden dolayı da rahatsız edici buldum. (Tabii ki bunda; kendi toplumunu batılı gözlerin nasıl görmeyi arzu ettiğini anlayıp onlar için yorumlayarak kendi ülkesini küçük düşürerek prim yapmaya/toplamaya çalışan Perulu kadın yönetmen Claudia Liosa’nın da payı çok büyük o da ayrı bir mevzu... )

Bu film, sinema içinde etnik kültürlerin tanıtımına hizmet eden bir eser olmaktan çok; sömürge düzeninden sonra oralarda başarılı olamamış İspanya'nın "kendini temize çıkarmak için başkalarını aşağılaması"ndan başka bir işe yaramamış...

Yani adamlar "Bakın biz sizi modern hayata taşımak çağdaş yapmak istiyoruz ama siz o kadar cahil ve sabit fikirli, batıl inançlara batmış vaziyettesiniz ki bizim size harcadıklarımızı da kendi yaşam tarzınız ve kültürünüz yüzünden ziyan ediyorsunuz, adam olamadıysanız bu bizim sizi sömürmemizden değil sizin kendi dar fikirliliğinizden" demeye çalışmışlar.

Bunu da iki şekilde yapıyorlar,

birincisi;
filmin akışı içindeki tüm görüntülerin sağladığı basitlik ve düşkünlüğü abartarak her yer herkes her şey böyleymiş gibi gösterip küçümsemek...

ikincisi;
filmin ana karakteri olan kızın batıl inançlarını cahilliğini simgelediği kültürel içerikle eşleştirmek.

Kızın sahip olduğu ağıdımsı etnik türküleri evsahibi müzisyen kadın dinler ve ona her söylediği şarkı için bir inci vereceğini söyler, kız yavaş yavaş kadına alışıp bir gün bu türkülerden söylemeye başlar, kadın da söz verdiği incileri onun adına bir kenarda biriktirmeye başlar. Fakat bu arada bazı türküler yeniden düzenlenip piyano için notaya dökülmüş hatta konseri bile verilmiştir, kız burada işe uyanıp “seyirciler de beğendi” deyiverir... Piyanist evsahibi bunu kabul edemez. O ilkel türküleri kendisi adam edip modernleştirip sanat haline getirmiştir artık bunlar onundur ve bunlara ait “kökler”le ilgilenmemektedir. Tatsızlık çıkar kadın bu kızı kovar... Kız alacağı olan incileri kendi imkânlarıyla gelip evden alır gider. ama o inciler (yani kültür alışverişinin karşılığında kazanılanlar) pek bir işine yaramaz. Çünkü kızın cahilliği yüzünden inandığı batıl inançları o derece ileri seviyededir ki zamanında kendine zarar verecek bir şeyler yapmış ve şimdi de bu yüzden ölmek üzeredir. işte o inciler bu sorunu halletmek için hastaneye gidecektir...

yani sen o kadar cahilsin ki kör inançların yüzünden kültürel alışverişten kazandığını zamanında kendine verdiğin zararı düzeltmek için harcamak zorunda kaldın ve bu yüzden gelişemedin, benim suçum yok demeye getiriyorlar... e madem öyle sen ne demeye taaa bu kıtaya gidip adamların evini barkını yıkıp bütün Latin Amerika’yı işgal ettin diye de ben sorayım ama üzerinden geçmiş 500 sene neyse işte...
Çok ayrıntıya girmeyeyim işte genel olarak böyle taraflı sıkıcı ve ağır akan bir filmdi ancak anlattıklarımı incelemek isteyen festival filmlerinin ağırlığına alışık olanlar isterlerse baksınlar.