20 Mart 2012

Bir zamanlar Anadolu'da [film]

Bir zamanlar Anadolu'da filminin ağır ve yavaş akan filmlerden hoşlanmayanların, edebiyatın, psikolojinin, sosyolojinin temelindeki ayrıntılarda insan ruhunun derinliklerine inmenin ne anlama geldiğini kavrayamayanların sıkılacağı bir film olduğunu en baştan söyleyeyim...

Filmin konusuna geçeyim diyeceğim ama aslında bu filmde konu "filmde anlatılmak istenen şeyleri verebilmek için" amaç, Anadolu da dekor...

Filmdeki ana özne, ne konudaki kahramanlar ne de Anadolu... Aslolan şey Anadolu insanının (buna bağlı olarak da hepimizin) görünmez toplumsal bağlarla edindiği ruh halinin "karakterlerimize kazıdığı" bazı özelliklerinden dolayı sahip olduğu bireysel çıkmazları ve bunların psikolojik sorunlarının günlük hayata yansıması...

Eğitim seviyesi, iş yerindeki ya da toplumdaki konumu, hiyerarşik durumu ve mesleği ne olursa olsun bizim insanımızın her şeye karşı (bilerek ya da bilmeyerek, isteyerek ya da istemeyerek) uyguladığı "geçiştirme", "boş vermişlik" ve "kitabına uydurma" durumlarının "belli bir olay etrafında toplanarak" işlenmesi bence bu filmin en önemli özelliği olmuş.

Normalde filmde akan ana çizgi üzerinde takip edilecek bir konu olur, bir sürü ayrıntı ve diyalogla bu ana konuda merak "ettirilen" şeyler sırayla birbirini takip eder ve bizler de seyirci olarak bu ana konuyu takip ederiz. (Bu filmde "işlediği cinayeti itiraf eden zanlının, maktulü gömdüğü yeri göstermesi ve buna bağlı diğer adli işler.)

Fakat "Bir zamanlar Anadolu'da"ki durum, bu klasik anlatım tarzının tam tersi... Yani konu olarak ortada izlenecek şey (her ne kadar ön planda o işleniyormuş gibi görünse de) aslında ayrıntı, ama ayrıntı olarak verilen şeyler de asıl verilmek istenen şeye ulaşmamızı sağlayacak olan gerçek ana konu...

Tabii ki bu durumda ortada cinayet gibi bir olay olmasına rağmen film bir "olay" filmi değil tam bir "durum" filmi olarak değerlendirilmeli...

Hayatından ve halinden şikâyet eden, her zaman mızmızlanacak bir şeyler bulan, bugün kendisini “yaşamında bulunduğu noktaya getiren olayların” hiçbirinden sorumlu olmadığını düşünen ve bu yüzden de nerede hangi konumda ve ne işle uğraşıyor olursa olsun “devamlı sineye çekilen bir mutsuzluğun getirdiği derin bunalımları” içine atan, hayatından memnun olmayan insanlar...

Toplumsal yaşamın ekonomik yanlarından tutun da eğitimin eksikliklerine kadar bu durumlardan kimi sorumlu tutarsanız tutun hep mutsuz ve hep isteksiz ama çıkan sorunların tamamından başkalarını sorumlu tutan, işini elinin ucuyla tutarak ilgisizce yapan, bir araya gelince organize olmayı, (belki de toplumda karakteristik bir özellik olarak yerleşmiş olan "yarının belirsiz olması"na bağlı olarak) plan yapmayı beceremeyen bireylerden oluşmuş isteksizler ordusu bu filmin ana temasıdır...

Filmin başarısı ise başkalarında kendi karekterlerimizin yansımalarına ait küçük ayrıntıları bizlere gösterebilmesi... (mesela ben; farklı karakterlerin farklı yerlerdeki davranışlarından birçoğunda kendimden bir şeyler buldum. Kendimi bu “bütün” içinde değerlendirince; aslında yapmamam gereken birçok davranışı benim de yaptığımı gördüm.)

Film kalite bir film, ama tabii ki kaliteli film illa heyecanlı bir macera olacak, mizah öğeleri barındıracak diye bir kural yok.

Filmin ilk bir saati gerçekten çok ağır ilerliyor, sonlara doğru otopsi sahnesinin bitimindeki rahatsız edici bir iki görüntü de keşke hiç olmasaymış dedirtiyor ama o kadar da olacak artık.

Yavaş ilerleyen filmdeki ayrıntılarda seyircinin kendini "karakterlerde kendinden bir şeyler bularak" keşfetmesini isteyen Nuri Bilge Ceylan, sinemamızda çok daha önceden yapılmış olması gereken şeyi "bizim sinemamız" adına (gecikmiş olunsa da günümüzde) başarılı bir şekilde yerine getirmiş...

Nuri Bilge Ceylan’ı, her şeyden önce bir sanatsever olarak yaptığı işin kalitesi için tebrik ediyorum.

Filmde bütün karakterler rollerinin hakkını vererek oynamış ama “muhtar”ı oynayan Ercan Kesal’ı özellikle çok başarılı buldum, gerçekten de sanki adam hep oradaymış da gelip seti evine kurmuşlar gibiydi :)

Sonuç olarak;

Sıkılacağınızı, film boyunca onlarca kez sigara içme isteği duyacağınızı, ikide bir derlenip toplanarak dikkatinizi veremeyeceğinizi biliyorum ama insanımızın ruhunun derinliklerinden bugün içinde bulunduğu sosyo psikolojik durumuna uzanan o arka planda kalmış karakterlerin derin tahlillerine kendimizi zorlayarak da olsa bakmak zorundayız, çünkü anlatılan biziz...