23 Mart 2012

Reşat Nuri Güntekin - Anadolu notları

Reşat Nuri'nin neredeyse hepsini okuduğumuzu sanıp da aslında arada gözümüzden kaçmış olan kitaplarından biri olan "Anadolu notları"nı kimi yerinde gülerek kimi yerinde de hüzünlenerek bir çırpıda okuyup bitirdim...

"Eh, be kardeşim insan bu kadar güzel yazar da niye böyle bir kitabı 600-700 sayfa yapmaz." diye düşünmeden edemedim, tabii ki dönem, şartlar, maddi imkânlar, memleketin içinde bulunduğu durum gözönünde bulundurulunca bu kitapların bu haliyle basılması bile mucizeymiş o ayrı, ama insan yine de fazlasını istiyor :) neyse...

Reşat Nuri Güntekin'i kalkıp da sizlere anlatıp övmek gibi gereksiz bir şeye girişecek değilim.
(Ülkemizi, insanımızı, geçen yüzyılın başlarında Türkiye'nin durumunu, insan ruhunu ve Anadolu insanının özünü her yanıyla ele alan Reşat Nuri'nin gözlem ve hayal gücüne, edebi kuvvetine hayran kalmamak mümkün değil...)

Bir sürü eserinin filmlerden radyo tiyatrolarına, televizyon dizilerinden tiyatro oyunlarına kadar çeşitli alanlara uyarlandığını da bilmeyen yoktur.

Herkesin "Yahu ben onu okudum galiba" diye düşündüğü ya da "Nasıl olsa orada anlatılan bir sürü şeyi ezbere biliyoruz" diyerek okumayı ertelediği bir sürü kitap vardır ama yıllar sonra bir şekilde o eseri okumaya başlayınca yazarına büyük haksızlık yaptığımızı anlamış oluruz.


(Böyle bir şey doğru ve mantıklı bir şey olsaydı İngilizlerin Shakespeare'i Fransızların Mollier'i okuması da gereksiz olurdu.)


Neyse işte efendim, ben de bu kitabın içindekileri parça parça başka eserlerde, ödev ve edebiyat ansiklopedilerinde alıntı olarak okuduğumu düşünüp okumuyordum ama büyük bir hata yapmışım...

Kahvelerdeki tuluatçılardan tutun da trenlerdeki yolcuların ortak davranışlarına, otellerdeki personelin karakterinden otobüslerdeki (yolcusundan şoförüne kadar) binbir çeşit tiplemesine, olaylarına kadar çok güzel şeyleri kaçırmadığım için çok memnunum. İyi ki okumuşum...

Ben çok eski bir (1965) baskısını bulduğum için oradan okudum, dili tam günümüz Türkçesi gibi değil tabii ki ama ona rağmen çok rahat anlaşılıyor, hele siz bir de günümüze yakın tarihteki yeni bir baskısını bulursanız çok daha güzel olur.

Anadolu notları 1936 yılında basılmış, Reşat Nuri tam 30 yıl sonra bu kitaba ek olarak ikinci cildi de yayınlamış ilk fırsatta mutlaka onu da okumak istiyorum.

Çok tatlı sohbeti olan, güzel konuşan, dikkatli ve bilgili kültürlü birinin yaptığı gezilerden derlediği küçük notları birbirine bağlayarak harika öyküler oluşturduğu bu kitabı sizlere de mutlaka tavsiye ediyorum.

Eskiden yollar uzun yerler daha uzakmış, araçlar da ona göre; şimdikilerle kıyaslamak mümkün değil. İşte o eski zamanlarda şimdi iki-üç saat süren yolculuklar iki-üç gün sürermiş. Öyle iki-üç gün süren yolculuklarda bir yerlerde durup gecelerseniz o gece kalmasına "ara yatı" denirmiş :) kitapta böyle ayrıntılı o kadar çok şey var ki hangi birini okuyup öğrendiklerinizden hangi birine sevineceğinizi bilemiyorsunuz.

Hem Türkiye'nin nereden nereye geldiğini, unutulan o eski günlerin içinde insanları tüketen hayatın ayrıntılarını hem de neredeyse hiç değişmeyen insanımızın karakterini daha yakından tanımak için okunması gereken bir kitap. Bulursanız kaçırmayın mutlaka alın okuyun...

Hiç yorum yok: