03 Mayıs 2012

Stella! [deneysel tiyatro projem]


Öncelikle bu proje fikrini tetikleyen etkenlerle başlamak istiyorum...

Modası geçmiş gibi görünse de tiyatroyu severim.

(Bu arada öğrencilik yıllarımda bir iki oyunda oynamışlığım olduğu gibi gençliğimde tanınmış bir iki ismin düzenlediği amatör tiyatro kurslarına katılmışlığım olduğunu da belirteyim.)

Okumayla aram iyi olduğu için birçok tiyatro eserinin kitaplaştırılmış senaryolarını ya da oyunlaştıralan birçok eseri de severek okudum. [ Hatta kısa bir iki oyun yazmışlığım da vardır :) ]

Günümüz teknolojisine endeksli gelişmiş medya araçlarının olmadığı, gazete ve dergilerin belli grupların kontrolünde çıkarıldığı zamanlarda da hem Avrupa’da hem ülkemizde özgür düşünce ve fikirlerin yayıldığı yerler olarak tiyatronun ayrı bir yeri ve önemi olduğunu da bu bilgilere ekleyelim.

(Uzun lafın kısası, birçok nedenden dolayı, her ne kadar ilgilenip takip edemesem de tiyatroyu sevdiğimi ve gönlümde bu işin farklı bir yeri olduğunu inkâr edemem.)

Geçenlerde; tanıdıklarımızdan birinin çocuğuyla “Sinema ve tiyatro” karşılaştırması yaptığı (ilkokul) ödevi için uzun uzun konuştuk. Her ikisinin de artılarını eksilerini ortaya koyup hangisi üstün diye epey bir bilgi alışverişinde ;) bulunduk.

Sonuçta teknoloji ve getirdiği imkânlar sayesinde sinema (ödev notlarındaki açıklamalarda) üstün gibi görünse de gönlümdeki tiyatronun yeri tabii ki değişmedi :)

Şimdi bu anlattıklarımın üzerine siz bir de son bir iki haftadır tiyatroların devlet tekelinden kurtulması ya da belediyelere devredilmesiyle ilgili çıkan haberleri de ekleyin...

Eveeet, demek ki tiyatro “sorun olarak” da olsa gündemde yerini almış bulunuyor ve bu konuda herkes bir şeyler söylüyorsa benim de bir iki laf etmemem mümkün değil gibi görünüyor :) ama tabii ki her zaman olduğu gibi ülkenin iç işlerine karışacak, kıt aklımla ona buna veryansın edip bir tarafı suçlayarak öteki tarafa destek olacak halim yok...

Tiyatro bir sanat ve kültür olayıdır, kabiliyeti olan, kendine güvenen çıkar oynar, oyun tutarsa para kazanır o tiyatro da hayatta kalır. Hayatta kaldıkça da o oyunlarda emeği geçen sanatçılar varlıklarını sürdürüp sanatlarını icra etmeye devam ederek kalıcılıklarını perçinler...

Peki yeni isimler, yeni oyunlar için destek olunmayacak mı?

Tabii ki olunacak; Bütün tiyatrolardan katılımcıların bulunduğu bir konsey oluşturulur.
Bu konsey; desteğe ihtiyacı olan tiyatroların oynayacağı oyunun başarılı olacağına inanırsa para kazanan oyunlardan ayrılan destek fonuyla destekler...

Şimdilik ortada dönen konu için aklıma gelen çözüm bu ama benim bu yazıyı yazarken aklıma gelen şey bambaşka bir tiyatro projesiyle ilgiliydi.

Projem sahne ve oyuncu ilişkisini biraz karıştıracakmış gibi görünse de aslında oturulup sakin sakin düşünülerek adım adım planlanırsa olmayacak bir şey de değilmiş gibi geliyor ya neyse... İşte düşündüğüm tiyatro projesi;

Bu işin tamamı nasıl yapılır, oturup da ne kadar sürede yazılır, her bir konuşma her bir sahneye ve role göre tek tek nasıl ayarlanır bilmiyorum ama yapılır mı yapılır. (Ben bir iki dakikada birazını yapabildiğime göre profesyonel olan tiyatro oyunu yazarları da tamamını yapabilir diye düşünüyorum.)

Geçelim şimdi açıklamaya;

Bu iş için olabildiğince büyük sahnesi olan bir tiyatroyu en baştan ayarladığımızı düşünüyoruz.

Elimizde özel olarak hazırlanmış bir senaryo metni bulunacak (ki aslında işin en zor kısmı da bu özel senaryo)

Bu oyun için iki ayrı oyuncu grubu hazırlanacak...

Sahne, yan yana iki ayrı sahneye bölünecek... ama seyirci her ikisini de aynı anda görecek şekilde düzenlenmiş olacak...

Soldakine sahne bir, sağdakine sahne iki diyelim...

Şimdi de bir örnekle bu düzen içinde oyunun nasıl bir şey olduğunu açıklamaya çalışayım; (Ben anlatayım siz gözünüzde canlandırın...)

Her iki sahnede de aynı anda kapı çalar.

Sahne 1
(Bir evin salonu kapıyı adam açar )

Sahne 2
(İşyerinde büro ortamı)

Sahne 1 ve 2
(İki sahnede de aynı anda kapıdan içeri bir kadın girer.)
Sahne 1’de kapıyı adam açıp kadını karşılar.
Sahne 2’de kadın kapıyı vurup "gir" denmesini beklemeden
İçeri girer.

Sahne 1
Adam; “Ooo! nereden çıktın sen yahu?”
Kadın; “Şöyle bir uğrayayım dedim, anlarsın ya...”

[Sahne 2’de de oyun bu diyaloglara göre eş zamanlı olarak oynanır.]
Farklı olan; sahne 1’de bir adam hafif şuh bir kadını karşılıyor, sahne 2’de ortayaşın sonlarında muhasebeci tipli biri, işçi görünümlü önlüklü orta yaşın üzerinde bir kadınla konuşuyor.
Buna bağlı olarak; aynı şeyler konuşuluyor olsa da seyirciye yansıyan sahne 1’deki kadınla adam “bir ilişki geçmişi olduğu” izlenimi verirken, sahne 2’de bir kadının kendinden biraz yetkili gördüğü bir üstüne (belki de müdür) içeride olan bir şeyi söylemek için geldiği düşünülüyor.

Devam ediyoruz.
Dış ses (kadın ve erkek olarak değişimli birçok seslendirmeci her iki sahne için tek dış ses olarak konuşuyor olabilir ya da bir o sahnedeki, bir diğerindeki oyuncular kendi konuşabilir, bu daha önceden planlanıp düzenlenir.)

Sahne 1
(Kadın, parmağını eşyaların üzerinde gezdirerek odada dolaşmaya başlar.)

Sahne 2
(İşçi kadın, müdürün masasının önündeki koltuklardan birine oturup gizli bir şey söylüyormuş gibi etrafı kontrol ettikten sonra oturduğu yerden adama doğru yaklaşarak...)

Kadın; “Biliyorsun para olmadan bu işler biraz zor...”
Adam; "Orası kolay. Sen yeter ki evet de."
Kadın; "Ben razıyım da kocam ne olacak?"
Adam; "Canım, o kadarını ben de düşündüm. Elbet yapacağız bir şeyler."
Kadın; "İstediğini yapacağım ama işte ya benden şüphelenirse?"
[Kadınların her iki sahnedeki ortak dış sesiyle her iki sahnede de diyaloglar gerçekleşir]

Evet hem sizi fazla yormamak hem de yazıyı uzatmamak için buraya kadar olayı anlaşılır kılabilmek için her iki sahnede olup biteni kısacık bir örnekle anlatmaya çalıştım...

Burada amaç oyunun tamamını yazıp anlatmak değil, benim deneysel tiyatroyla ilgili projemin mantığını aktarabilmek.

[ Zaten istesem de şu anda otobüste zıplayıp dururken cep telefonuyla daha fazla yazmam mümkün değil gibi görünüyor:) ]

Sanırım nasıl bir şey düşündüğümü doğru şekilde aktarabildim...
Bu oyunun uygun bir konu üzerinde ortak diyaloglarla her iki sahneyi de kapsayacak şekilde devam ettiğini, sahnelerdeki hareketlerin farklı farklı oyunlarla ilerlediğini ama her iki sahneye uyan diyaloglar olduğunu düşünün...

Diyaloglar aynı ama sahnede olup biten, oyuncuların yerleri, durumu, dekorlar, zaman, tavır ve izleyiciye yansıyan izlenim farklı.

Fakat seyirci her ikisini aynı anda izliyor her ikisini birden takip edip zihninde aynı anda iki olayı birden kurguluyarak düşünmek zorunda kalıyor..

Fikir ve projem bu...

Uygulanır uygulanmaz bilemem... ama uygulanırsa her iki oyunun birbirine gönderme yaptığı bölümler olabilir, birinde çok durağan bir sahne varken diğerinde çok hareketli şeyler olabilir, seyirci için tam bir beyin jimnastiği olması yanında çok da eğlenceli, dolu dolu bir gösteri olur...

Yazıp oynama ve sahnelenme aşamasındaki sorunlar yeri gelince konunun mantığına göre uygun şekilde aşılabilir, yeniden düzenlemelere gidilebilir.... ve sanırım dünyada bu güne kadar böyle bir şey denenmemiş... düşünüp bulup yazıp anlatması benden uygulaması sizden, vaktim olsa bunlar benim için iş değil oyunun tamamını da yazarım ama ne yazık ki bütün gün bir işyerinde çalışır vaziyette bulunmam gerekiyor ;)

Hani o buluşu, bu geliştirmeyi, şu sanatsal projeji düşündük yazdık da tiyatro için bir şeyler düşünmemiş olmayayım diye bunu da buraya yazayım istedim. Bakarsınız bir gün delinin biri bulur ve yapmayı düşünür de ben gibi bir deliyi de hatırlarlar:)