31 Ağustos 2012

Göremeyenler için görünmeyen fotoğraf


Gelişmiş ülkelerde özel şirketler, kurumlar, hükümetler 10-20 hatta 50 yıl ilerisi için plan proje yaparken bizdeki durum malum...

Bırakın 10 ya da 20 yıllık planlar yapmayı, ne yazık ki şu anda gerçekleşen olayları bile bütünüyle görmekte zorlanan bir yapımız var.

Dış basında yer alan bizimle ilgili olayları takip ederek şöyle bir masaya dizdiğimiz ve her şeyi ayrı ayrı yerlerine koyduğumuz zaman bakın ortaya nasıl bir tablo çıkıyor.

İşte, göremeyenler (ya da görmek ve göstermek istemeyenler) için o fotoğraf;

Amerika’da halk, Amerika’nın çıkarları söz konusu olsa bile çocuklarını dünyanın bir ucuna gönderip ölmelerine tepki gösteriyor. Bir önceki başkan bu yüzden seçimleri kaybetti.

Şimdiki başkanın (ve onu destekleyen çıkar çevrelerinin) yönetimini sürdürebilmesi için bu konuyu halletmesi gerekiyordu. Bu amaca hizmetle Amerikan askeri mecburen Ortadoğu’dan geri çekildi.

Fakat bir yandan da bu bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda yapılandırabilmek için Amerika’nın yaptırım gücünün "fiilen" devam etmesi gerekiyordu.

Bunu da çekildiği bölgelerde kurulu düzenleri yıkarak yerine koyacağı ve istediği gibi yönlendirebileceği diğer etkenlerle yapabileceğini düşündü. Yalandan bir “Arap baharı” havası estirip, dünyanın tepkilerini farklı yerlere yönlendirdi.

İnsanlar “Bahar havası”nın o ülkeleri kökten değiştirip özgürleştirmediğini ve tüm yapılanların "Devrim" değil de dışarıdan destekli “Yeni nesil darbe”ler olduğunu malesef iş işten geçtikten sonra anlayabildiler.

Şimdi bir an masanın üzerine dizdiğimiz görünen olayları bir kenara bırakıp masanın altına bir göz atalım;

Rusya, Doğu’dan Batıya uzanan enerji nakil hatları için Doğu Avrupa’da kendi güdümü altında bulunan birçok ülkeyi serbest bırakmaya bile razı oldu, bu ülkeler Avrupa’yla entegre oldu, Rusya Avrupa’ya ilk kez bu kadar rahat ulaşıp petrol ve türevlerini pazarlayarak ekonomisine hız kazandırmayı başardı. Rus doğalgaz şirketi Gasprom dünyada bir numara oldu.

Ama Rusya’nın enerji nakil hatlarına paralel olarak “Orta Doğu’dan Akdeniz’e ulaşmaya çalışan" hattın Amerikalıların isteği doğrultusunda yapılandırılması, ezeli rakipleri bu kritik oyundaki son sahnede tekrar karşı karşıya getirdi.

İşte, bu son sahnenin oynandığı yer de Suriye.

Şimdi, fotoğrafımızı tamamlamak üzere yeniden masanın üzerine dönelim.

Amerika, kendi çocukları yerine ölecek yeni askerler arıyordu, en son orada kalmıştık.

Peki, Amerika adına ülkelere girip çıkarak hükümetleri yıkıp devletleri parçalayıp haritaların yeniden çizilmesini kim sağlayacak?

El Kaide her ne kadar bu iş için uygun gibi görünse de bölgeye tamamen hakim olma konusunda yetersiz, PKK ancak "Ben bu bölgede her yerdeyim." mesajı verme çabası içinde nefretle karşılanan eylemler yapan bir grup.

Oysa Amerika'ya işi anında bitirecek kadar tecrübeli, teknik donanımı da bir o kadar yerinde büyük bir ordu lazım.

Çünkü, Amerika'nın isteği doğrultusunda Suriye ile savaşacak bir ordu; Amerika'nın hem siyasi anlamda dünya kamuoyuna hem de kendi ülkesi ve seçmenine suçsuz görünmesini sağlayacak. (Öyle değil mi ama adama ne, Ortadoğu'da iki ülkenin orduları kendi aralarında savaşıyor.)

İyi ama Suriye ile savaşacak olan bu ordu hangi ülkenin ordusu olacak?

Düşünmeden hemen akla gelen bir ülke var fakat; Amerika "bu ülkenin daha önce hiç beklemedikleri şekilde yoluna çıkıp tekerine çomak soktuğunu" da hesaba katıyordur herhalde.

Acaba o ülkenin siyasi yapısını ele geçirseler ne olur?

Haydi bunu yaptılar diyelim, koskoca ordunun bütün üst düzey kadrosunu da asılsız yere suçlayıp yıllarca hapiste tutacak değiller ya.

Bunların hiçbirinin gerçekleşme ihtimali olmadığını düşünüp farklı plan yapmaktan başka çare kalmayınca Suriye'de de bir "Arap Baharı" estirirler...

Olmadı dışarıdan destekleyerek içeride eli silahlı bir muhalif grup kurarlar... hatta bu muhalif gruba ordu görünüm ve psikolojik etkisini katabilmek için "Bağımsız ya da Özgür Suriye Ordusu" gibi bir isim bile bulurlar.

Sonra kendi kurdukları bu yapay orduya destek sağlamak için savaşa ülke olarak fiilen sokamadıklarını kendi planlarının parçası yapmak için her şekilde zorlarlar.

Mesela; Türkiye'yi kana bulayan PKK'nın birinci ismi yıllarca Suriye'deydi bu sefer Suriye'nin başına musallat olanların birinci adamını da Türkiye'de tutarlar...

Bakın, bu plan programda "olacak/olmayacak" bir sürü şey var ama bu biraz zor gibi görünüyor.
Kendinizi bir düşünsenize, alın elinize bir kalem ve kalemin ucunu haritada herhangi bir yere koyun. Sonra, artık dağ başı mı olur, ova mı gidin oraya sırtüstü yatın, iki güne kalmaz mutlaka biri gelir "Hoop hemşerim, ne yapıyorsun burada?" der, rahat vermez adama.

Böyle bir şeyin olabileceğine sanırım siz de ihtimal vermiyorsunuzdur, memleket o kadar da başı boş değil.

Zaten öyle bir şey olsa, adam bu kadar destek gördüğü için Türkiye'nin göz göre göre Suriyeli muhaliflere yardım ettiğinin anlaşılacağına bakmaksızın işin suyunu çıkarıp internetten telefonunu hatta adresini bile vermeye kalkar.

Herhalde masanın üzerine konanlara bakıp görünmeyen fotoğrafı sizler de görmeye başladınız ama hiç olacak şeyler mi bunlar allah aşkına?

(bu yazım, 30 Ağustos 2012'de habersabah.com'da yayınlandı)