28 Ağustos 2012

Woman in the dunes [film]

1964 yapımı bu Japon filmini gecenin bir vakti bütün uykusuzluğuma ve 2 saat 26 dakikalık uzunluğuna rağmen hiç sıkılmadan beğeniyle izledim.

Büyük şehirden küçük bir köye gelerek böcek türlerini araştıran bir adam döneceği otobüsü kaçırınca bir köye misafir edilir.

Gün içerisinde kumla kaplı bir bölgede araştırma yaparken yanına gelen köylü onu davet etmiştir ama geçirdiği gecenin ardından misafir olarak kaldığı eve hapsedilen adamın hayatı kâbusa dönüşür.

Kumlarla kaplı köyün tek geçim kaynağı da yine doğal olarak kumdur ve köyde kalanların oluşturduğu çete bu şekilde gelen yabancıları derin ve büyük kum kuyularındaki evlere hapsedip zorla çalıştırmaktadır.

Bizim şehirli araştırmacının kaldığı yerde bir de yalnız yaşayan dul bir kadın vardır.

Adam gece böyle otantik bir yerde misafirperverlikle karşılanıp da sabah ayrılmak üzere hazırlanınca tutsak edildiğini anlar ama artık iş işten geçmiştir bir kere...

Adam, defalarca içinde bulunduğu büyük ve derin kum kuyusundan çıkış yolları arar, kendisine meyilli olduğunu hissetiği kadını ikna etmeye çalışır, kaçıranları tehdit eder, ortadan kaybolduğunu anladıklarında tanıdıklarının kendisini arayacaklarını ümit eder ama hepsi boşunadır...

Derken açlıktan ve susuzluktan ölmemek için çalışmak zorunda olduğunu kabullenir ve buraya ayak uydurmaya çalışır ama aklındaki kaçma fikrini de hiçbir zaman terk etmez. (Ateşle barut yan yana durmayacağı için bir yandan da kadınla ufaktan ufaktan yakınlaşmaya da başlar...)

Kadın, kendine bir can yoldaşı bulduğu için olayın en başından beri durumundan şikâyetçi değildir ve adamın kaçmak istemesine hiç de iyi gözle bakmaz [hatta adamın oradan kurtulmaya çalışmasını da kendisini beğenmemesine bağlayıp bir de afra tafra yapar :) ] neyse işte; ara sıra tatsızlık çıksa da zamanla iyi anlaşmaya başlarlar ama adam kaçış için gizli planlar yapmaya devam edecektir .

Film, işlediği konuyu o kadar güzel, o kadar sade ve düz bir mantıkla ele alıyor, dar mekânda az oyuncuyla seyirciyi o kadar baskı altına sokuyor ki filmin girişindeki bu bölümü anlatmama rağmen izleme keyfinizin kaçmayacağına emin olabilirsiniz. (zaten bu kadarı film tanıtımıyla ilgili her yerde konu olarak yazıyor.)

Film ilerlerken konunun köy ve kum olmadığını anlayıp da anlatılmak istenen şeyin geleneksel evlilik kurumu ve hayata etkisi, bireylerin hayallerini/özgürlüğünü engellemesine eleştirel bir bakış olduğunu yavaş yavaş çözdüğünüzde önde akan olayları ve macerayı değil de kafanızda konuyla eşleştirdiğiniz geleneksel evlilik, aile, aşk ve insan olma üzerine düşünmeye başlıyorsunuz.

Kôbô Abe'nin kendi eserini senaryolaştırdığı bu yapımın yönetmeni Hiroshi Teshigahara.

Klasik roman gibi kurgusu, evrensel konusu, hatasız senaryo ve anlatımı, kendine özgü konusunun canlandırıldığı yerdeki sahneleriyle güzel ve değişik olan bu kaliteli sinema eserini film seyretmeyi seven herkese öneriyorum.

(Yalnız, çok az da olsa bazı açık sahneleri yüzünden çocuklara uygun olmayabilir ki zaten çocukların anlayabileceği bir film de değil, bunu da aklıma gelmişken söylemekte fayda var.)

Daha geniş bilgi edinmek isteyenler için filmin orijinal isminin 砂の女 (Suna no onna) olduğunu da belirtip yazıyı bitireyim.