10 Eylül 2012

Tinar [film]

İranlı yönetmen Mahdi Moniri'nin belgesel filmini izledim (DVD'yi bana hediye eden Tunca Arslan abime buradan bir kez daha teşekkür ediyorum)

Filmde, dağ başında sığır çobanlığı yapan küçük bir çocuğun (Ghasem) kendi hayatını anlatmasını izliyoruz;

Sığırlarla içli dışlı olan çocuğun dağ başında yaşadığı zorlu hayat ve o küçük yaşta edindiği tecrübeler (bizler tarım ve hayvancılık kökenli benzer bir kültürü her ne kadar yakından tanıyor olsak da) görülmeye değer.

Kimi zaman otların arasında bulduğu uğur böceğiyle, kimi zaman bir yılanla oynayan küçük çobanla birlikte filmin başında bizler de dağ dere tepe dolaşıp onun zorlu hayatına tanık olmaya başlıyoruz.

Ghasem; babası, üvey annesi ve kardeşleriyle birlikte yaşamaktadır ama ailenin hayvanlarına bakmak onun sorumluluğunda olduğu için bir yandan da dağlarda hayvanlarla birlikte kalıp tek başına zorlu bir mücadele vermektedir...

Küçücük bir çocuğun anası babası olmadan bütün ihtiyaçlarını görüp kendi başının çaresine bakması; kurtların, vahşi domuzların yaşadığı kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde süt sağıp karlar içinde köye gidip gelmesi takdir edilecek bir beceri gibi görünse de insan yine de bu minik çobana üzülmeden edemiyor.

Zaten filmin son sahnelerinde bu çocuğun hâlâ bir "Çocuk" olduğunun farkına varmamızı sağlayan "keşke benim de bir annem olsaydı, keşke beni sevip sarsaydı, bana yemekler yapsaydı, keşke ben de okula gidebilseydim..." sözlerine insanın üzülmemesi mümkün değil.

İnsanların küçücük bir iki şey için nasıl ve ne zorluklarla mücadele ettiklerini, dünyanın başka yerlerinde başka hayatların da olduğunu göstermek adına bugünün modern şehirlerinde yaşayan bütün çocuklara bu filmi izlettirmek lazım diye düşünüyorum.

Bunların dışında film, doğayla iç içe yaşayıp hayatla savaş halinde olmanın ne anlama geldiğini anlatabilmek ve insanın doğanın bir parçası olduğunu gösterip yaşayan tüm canlılara saygı duymayı öğretebilmek için de güzel bir örnek olmuş.

İnekleri otlatıp sağmanın, kurtları korkutmak için bağırmanın ne olduğunu biliyor olsanız da (filmden biraz sıkılabileceğinizi düşünmeme rağmen) her geçen gün betonlaşan dünyadaki yaşamdan bir saatlik kaçış için iyi bir fırsat olduğunu söyleyebilirim.