17 Eylül 2012

Yakın bir örnek Hatay ve eğitim sorunumuz

1921'de Fransızlarla yapılan Ankara Antlaşması'nda Güney sınırlarımız çizilmiş, Lozan Antlaşması'na göre bu sınırlar kesinleşince de Hatay ilimiz ülke sınırları dışında kalmıştı.

Misak-ı Milli içinde yer almasına rağmen ülke sınırları dışında kalan Hatay'ı yeniden Türkiye Cumhuriyeti'nin içine alabilmek için uzun bir süre uygun şartların oluşması beklenmiş. Ve hatta bu şartları oluşturmak için özel ve gizli girişimlerde bulunulmuştur.

Hatay'da halkı bilinçlendirip ulusal ve milli değerleri güçlendirmek için yapılan faaliyetler arttırılmış, tarikat şeyhlerinden tutun da o dönemin emniyet genel müdürüne kadar etkili herkes aynı amaç adına bölgeye taşınmaya başlanmıştır.

Ergun Hiçyılmaz'ın "Osmanlı'dan Cumhuriyet'e gizli teşkilatlar" adlı kitabında; Bölgede etkisi ve denetimi bulunan Fransa'nın işgal ettiği Hatay'dan çekilmesi için gizli istihbaratçılarımızın çeşitli sabotajlar düzenlediğinden de bahsediliyor.

Daha sonra Atatürk'ün bizzat olaya el koyduğu ve Adana'da düzenlenen mitingde Hatay konusunu ele aldığı da biliniyor ama daha önce Hatay'da milli bilinci, birlik ve beraberlik duygularını Kurtuluş Şavaşı sırasında Anadolu'da yaptığı gibi yerleştirip yayması için ünlü şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un taa Mısır'dan çağrıldığını da hatırlatmakta fayda var.

Cumhuriyet kurulduktan sonra Mısır'da yaşamayı tercih eden, o dönemin yöneticileriyle görüşleri örtüşmeyen Mehmet Akif'i 30'lu yılların edebiyatçılarından Ali İlmi Fani ikna eder ve ünlü şair devam eden hastalığına rağmen vatana faydalı olabilmek için yurda gelip Hatay'da halkı bilinçlendirme adına çeşitli konuşmalar yapıp toplantılara katılır. (Bu konunun ayrıntılarını Fevziye Abdullah Tansel'in "Mehmet Akif Hayatı ve Eserleri" isimli kitapta bulabilirsiniz)

Etnik yapısı çeşitlilik gösteren, savaşlarla ortalığın kasıp kavrulduğu bir dünyada, başka bir ülkenin egemenliği altında bulunan, farklı dinlere mensup farklı cemaatleri olan bir şehri tek bir vücut haline getirip direnme ve özgürlük adına girişimlerde bulunması için milli duyguların inşa edilip güçlendirilmesi pek de öyle göründüğü gibi kolay bir iş değildir. Ama bu başarılır ve Fransızlar bölge halkının kendi seçimini gerçekleştirmesi için referandum yapılmasını kabul etmek zorunda kalır.

Referandum yapılır, "Hatay Devleti" kurulur, Fransızların egemenliği kalkar ve ardından Hatay, Türkiye Cumhuriyeti'ne katılır.

Hatay'ın sahip olduğu milli bilinçle bağımsızlığını elde etmesi ve Türkiye'ye katılması olayında pek çok etken bulunduğu yadsınamaz ama Mehmet Akif'in etkisi de göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir.

Peki, günümüzde bu kadar etkili, milli duyguları bu kadar güçlü edebiyat adamı yetişmemesini neyle açıklayabiliriz?

Sanat ve edebiyata verilen önem aslında insana ve duygularına verilen önemle aynı değil midir? Günümüzde bu ne kadar önemseniyor?

Tarih, tek bir insanın "bir ulusun kaderini belirleyebileceğini" gösteren örneklerle doluyken; bizim böyle insanlar yetiştirmek için bütün eğitim sistemimizi en küçük ayrıntısına kadar gözden geçirmemiz gerekirken her hükümetin kendi görüşlerine göre kendi eğitim sistemini dayatması ne kadar doğru?

Hükümetin başına gelince yapacağı her şeyin doğru olacağını düşünenlerin ve milyonlarca transfer parası alarak futbol oynayan profesyonel bir futbolcunun heykelini diken insanların bu konular üzerine fazla kafa yoracağını da hiç tahmin etmiyorum.

(bu yazım; 16.09.2012 tarihinde habersabah.com'da yayınlandı.)