16 Kasım 2012

3 boyutta yeni bir uygulama

Karelidefter'i takip edenler daha önceden üç boyutlu baskı makineleriyle yapılan işler hakkında yazdıklarımı okumuşlardır.

3D printer makineleriyle yedek parça, teknik donanım vs. gibi şeyler yapılabildiği gibi silah yapanlar bile vardı ama şimdi bu tekniği (önümüzdeki on yıl içinde bütün dünyayı saracağını tahmin ettiğim) yeni bir fotoğrafçılık uygulaması olarak kullanmaya başlamışlar.

Şimdilik çok ama çok yeni bir şey. Fakat bu sistemi uygulayanların açtığı sergiler ve bu uygulamayı yapan şirketler gittikçe artacak gibi görünüyor.

Bu yeni sistemde; özel kameralarla her yönden fotoğraflarınız çekiliyor ve daha sonra bunlar işlenerek size ya da sevdiklerinize ait küçük boyutlu (oyuncak bebek gibi) bir heykelcik elde ediliyor.

Shashin Kan'ın Japonya'da (24 Kasım'da) açılacak olan sergisinde isteyenler fotoğraf çektirip kendi minyatür figürlerine sahip olabilirler ama 10 - 20cm. arasındaki figürler için yaklaşık olarak 250 dolar ile 500 dolarlık bir fiyatlandırma yapıldığını da hatırlatayım.

(Her yeni teknoloji ürünü gibi şimdilik çok pahalı bir şey ama eminim bir iki yıla kalmaz yarı fiyatının da altına düşer.)

Shashin Kan'ın sergisi için link www.omote3d.com

İspanya'da bu işi yapan 3dU isimli bir fotoğraf stüdyosuna ait tanıtım videosu linki http://youtu.be/0vSq4dAjZos ve şirketin kendi youtube kanalındaki diğer videolar için link http://www.youtube.com/user/ThreeDeeYouDotCom

14 Kasım 2012

Nermin Candan

Bazen yeni çıkan albümlerden öyle sıkılıp bıkıyorsunuz ki yapacak bir şey bulamayınca "Ne varsa eskide var..." diye arşive saldırmaktan başka bir şey gelmiyor elinizden :)

Onları da çoktaaan ezberlemiş olduğunuz için bu da sizi anca bir süreliğine idare ediyor ve sonrasında çok beğendiğiniz şeylerin benzerlerini ya da aynı dönem yapılmış işleri araştırmaya başlıyorsunuz...

Geçenlerde bir ara bu şekilde her yeri kurcalarken "Eski Türk Filmleri Müzikleri"ne daldım, youtube'da  o herkesin bildiği şeyleri bir daha dinledim bazen sıkıldım bazen hoşuma gitti ama birden çoktan unutmuş olduğum Nermin Candan'ın şarkılarına rastlayınca geçmişe taaa çocukluk yıllarımda dinlediğim plaklara kadar güzel bir müzik yolculuğu yaptım...

Şarkılar o kadar hoşuma gitti ki hemen Nermin Candan'ın bütün 45'liklerini ve albümlerini buldum, birkaç gün aralıksız bunları dinledim...

Yabancı ülkelerde satış rekorları kıran parçaların yeniden düzenlenip Türkçe seslendirildiği yıllardan kalan şarkılar mı istersiniz, Yunan müziklerinden alınıp düzenlenenleri mi, eski filmlerden çok bilinenler mi... hepsi var... ama ben en çok bu parçaları beğendim. [biliyorum biraz arabesk duruyor ama bu ülkede yaşıyorsanız bazen ona da ihtiyaç oluyor işte :)]

Nermin Candan (en beğendiğim 45'likler)

Al kollarına

Canımın için

Dön bana

O gitti




sessizlik...

Zamanında çalıştığım müzik ve video şirketlerinin ses kayıt ve dublaj işleri için kullandığı stüdyoları vardı. İşim gereği olmasa da meraktan birkaç kez bu stüdyolara girmişliğim vardır. Girenler bilir, buradaki alet edevatın kalitesi kadar ses yalıtımı da çok önemlidir.

Fakat; bu ses yalıtımı o zamanlar stüdyoya dışarıdan bir ses girmesinden çok çevredekiler (özellikle aynı binada bulunanlar) rahatsız olmasın diye gerekli bir şeydi :) şimdi ise şehir öylesine gürültülü ve o kadar çok rahatsız edici ses var ki stüdyoların ses yalıtımı bu sesler içeri girip kayıtları bozmasın diye eskisinden de önemli...

İleride "sessizlik" o kadar zorunlu ve doğal bir ihtiyaç olacak ki bütün ev ve iş yerleri gereksiz ses ve gürültüye karşı bu tarz stüdyo tipi yalıtımlı şekilde olacak.

Şişli'nin merkezinde şu anda bile buna o kadar ihtiyaç duyuyoruz ki eğer böyle bir yer olsa ve sessizliği "saat başı şu kadar" diye parayla temin eden bir yer olsa, parası neyse verip bir saat oturup kafamı dinleyeceğim.

Olmaz olmaz demeyin, biz çocukken "Çeşmeden akan suyu içemeyeceksiniz, içme suyu ayrıca satılacak" dediklerinde biz de "Olur mu hiç öyle şey!" diyorduk.

Peyami Safa - Yalnızız


1800'lerin sonunda sanayi devriminden etkilenen batı edebiyatı “geleceğin insanlar için hiç de güzel olmayacağını” daha o zamanlarda oluşturduğu eserlerle dünyaya duyururken yeni bir tür sayılan ütopya tarzı roman ve denemelerin sayısı da her geçen gün artıyordu...

Eh, o zamanlar için dünya edebiyatını epey bir etkileyen bu olaylar ve meydana getirdiği edebi eserlerden de etkilenmemek mümkün değildi... Bu bir tarz olarak fikirleri beyan etmenin, hayal kurup anlatmanın bambaşka bir yolu olarak moda olmuştu...

[Kendi zihninde oluşturduğu mükemmel (sosyo-ekonomik, teknolojik ya da felsefi) dünya sistemlerini en ince ayrıntısına kadar yazanları “kimi zaman bu ütopik dünyayı Robinson Cruose gibi bir adada dünya ve hayat üzerine fikirlerini belirtirken, kimi zaman da bulunduğu çağın 500 yıl ötesini yazarken” gördük...]

Tabii ki bu tarz eserler Avrupa'da en güzel örnekleriyle bütün dünyayı etkilerken bizim yazarlarımızın etkilenmemesi de düşünülemez.

Peyami Safa'nın "Yalnızız" isimli eserinde de (Zamanının tipik örneklerinde olduğu gibi) böyle bir etkilenmenin olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü yazarın bu eserinde okuyucuya vermek istediği "ütopik dünya"nın notlarını tutan bir "roman kahramanı" var.

Zamanı için anlattıkları ve önerdiği ütopik dünyayla [şimdiki zamanın bile ilerisinde olan] yazarın düşündükleri "her ne kadar güzel ve anlamlı mesajlar içeriyor olsa da" hızlı filmlere ve binlerce bilimkurgu romana alışkın zihinlere (anlatım tarzıyla) biraz eski moda ve yavaş gelebilir.

Okura "(aile içi özel sorunları çözüp anlamak için) ağabeyinin tuttuğu günlükleri okuyan diğer aile fertleri" tarafından aktarılan hayali dünyayı takip edebilirseniz, belki ilginç fikirler edinebilirsiniz ama aynı zamanda böyle şeylere alışkınsanız sıkılabilirsiniz de...

Edebiyat tarihimiz için ilginç bir eser olduğunu, meraklıları tarafından iyi bir analizi ve yorumu bugün bile hak ettiğini belirterek değişik şeyleri seven okurlara tavsiye ediyorum. (Normal tarzda akıcı şeyler okumaya alışık olan okurun "yazarın başka eserlerini okuyup" sonra bu esere geçmesi daha iyi olur.)

Kitabı rahatlıkla her yerden temin edebileceğiniz için yayınevi ve fiyat yazmadım...

08 Kasım 2012

Nada Malanima

Eski bir şeyler ararken rastladığım NADA'yı yeni keşfettim... (İtalya'da neredeyse 40 küsur yıldır bilinen ünlü bir isimmiş)

Dinlediğim "La canzone per dormire" isimli parçasına bayıldım... Hemen bu parçanın bulunduğu "Vamp" isimli albümünü buldum ve dinlemeye başladım. (albümdeki parçaların hiçbiri bu kadar hızlı değildi ama olsun)

Hemen hemen bütün parçalar çok sade ve birbirine yakın basit giriş ritmleriyle açılıyor ama her bir parça da ayrı ayrı sonradan kendine göre gelişip değişerek dinleyeni büyük bir beğeniyle melodiye bağlıyor... Açıkça söylemek gerekirse parçalardaki müziği anlayıp beğenmek için biraz çaba sarf etmek gerekiyor... 

Albümdeki

raccogliti

il comandante perfetto

sarebbe una serenata


sirena
(youtube videoları kalitesiz olduğu için bu parçaya link vermedim)

la febbre della sera
(youtube videoları kalitesiz olduğu için bu parçaya link vermedim)


isimli parçaları da beğendim...

Sonra eski yeni ne yapmış diye araştırıp 20 albüm, sayısız single'ı  (ve 3 kitabı) bulunduğunu öğrenince iyice bir vakit ayırdım... İyi ki de ayırmışım :)

2009 yılında diğer ünlü üç İtalyan şarkıcıyla birlikte sahne aldığı Milano konserindeki bir parçaya (Ma che freddo fa) gerçekten bayıldım. Meğer (Nada'ya Sanremo müzik festivalinde ödül getiren) bu parçayı yorumlamayan kalmamış, ama ben en çok İtalya'daki depremden zarar görenlere yardım amacıyla yapılan bu konserdeki yorumu beğendim... (bu parçada 1.22'te "...cosa la vida.." diye başlayan yere gelmeden sakın dinlemekten vazgeçmeyin)